Üyelik






Kayıp Şifre?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Yükleme - İndirme

Date icon15.Oct

Toplumun bu muazzam tepkisine rağmen SSGSS Kanunu’nu Meclis’ten geçiren AKP ...

Date icon28.Sep

21 Eylül tarihinde Aziz Çelik tarafından yapılan sunum

Date icon28.Sep

21 Eylül 2008 tarihinde Dr.Osman Öztürk tarafından yapılan Sunum

Kimler Online

PLATFORM TOPLANTISI

HSGG Platform toplantısı 24 Haziran Çarşamba günü 1 8.30'da Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nde yapılacaktır. Katılımınızı bekliyoruz.

Sitede Ara...

Tam Gün Yasa Tasarısı tüm Türkiye'de protesto edildi

Orijinali için tıklayın

 24 Haziran günü Adana ve Mersin'de yapılan basın açıklamalaryla Tam Gün Yasa Tasarısı ve Kamu Hastane Birlikleri ile ilgili Yasa Tasarıları protesto edildi.

Mersin

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde saat 12.30'da toplanan Tabip Odası, SES, Dev Sağlık İş üyeleri ve Öğretim Elemanları Konseyi TBMM'de görüşülmekte olan Tam Gün Yasa Tasarısı'nı protesto etti.

Mersin Tabip Odası Başkanı Aytuğ Atıcı tarafından okunan basın açıklamasında sağlıkta dönüşüm programının geldiği son perdede hekimlere tam gün ücretli kölelik sistemi dayatmasında bulunulduğunu belirtti. Halkın sağlıklı yaşama hakkına, üniversitelerde eğitim, bilim ve araştırma faaliyetlerine sahip çıkılacağı belirtilen açıklamada, yasa tasarısına sonuna kadar karşı çıkılacağı, mücadelenin gerektirdiği tüm eylemliliklerin ortaya konulacağı söylendi.

150 civarında çalışanın katıldığı basın açıklaması sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

Sendika.Org - Mersin

Devamını oku...
 
ANMA ve BASIN AÇIKLAMASI

DUYURU

Bugün 15-16 Haziran Direnişi'nin yıl dönümünde:

  • Kriz düzenine DUR demek, işsizliği ve örgütsüzlüğü ortadan kaldırmak için,
  • Emperyalizmin ülkemizdeki egemenliğine karşı çıkmak ve emperyalizmle siyasi, ekonomik, askeri bağımlılık ilişkilerine son verilmesi için,
  • Ortadoğu'da süren emperyalist işgale ve katliamlara karşı çıkmak için,
  • Halkların kardeşçe, eşit ve özgür şekilde bir arada yaşayabilmesi için,
  •   Sömürünün ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için.
  • Geleceğimizi kazanmak, insanca yaşanabilir bir hayat için 

biraraya gelecek, taleplerimizi haykıracak, yitirdiklerimizi anacağız.

 SELAM OLSUN 15 16 HAZİRAN DİRENİŞİNİ YARATANLARA!

15- 16 HAZIRAN DİRENİŞİ YOLUMUZA IŞIK TUTUYOR!

Tarih: 15 Haziran 2009

Saat: 12:00

AÇIKLAMA

BASINA VE KAMUOYUNA

15-16 Haziran ruhuyla mücadeleyi yükseltmeye!

Özel mülkiyetin tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte, sınıf mücadeleleri de tarihteki yerini almaya başlamıştır.

Ezilenlerin, sömürülenlerin, yaşamı var edenlerin, yaşamı yeniden üretenlerin, kriz düzenine, ezenlere, sömürenlere, hayatı tüketenlere ve zulüm uygulayıcılarına yani sermaye sistemine karşı başkaldırının adıdır 15-16 Haziran direnişi.

15-16 Haziran emekten yana insanca yaşamı, tüm insanlığın hizmetine sunma mücadelesidir.

15-16 Haziran Yasaları birer cendereye çevirmek isteyenlerin hayallerinin darmadağın edilmesinin adıdır.

 Sermaye sınıfı bir yandan azgınca işçi ve emekçilerin hak ve özgürlüklerine saldırmakta, diğer yandan kapitalizmin krizi altında emekçi milyonları işsizliğe, yoksulluğa ve sefalete sürüklemektedir. Düzen güçleri işçi sınıfı ve emekçilerin ulusal, cinsel, mezhepsel farklılıklarını kullanarak onları birbirine düşürmekte, böylece kapitalist sömürü üzerine kurulu vahşi sistemlerini daha fazla yaşatmanın imkânına kavuşmaktadır.

 Bugün işçi sınıfı istenilen düzeyde örgütlü değil hatta örgütsüzdür, dağınıktır, kendine ve mücadeleye güvensizdir. Ama işçi sınıfı mücadele sahnesine bağımsız bir sınıf olarak çıktığı koşullarda nasıl büyük bir güç olduğunu 15-16 Haziran 1970'teki büyük direnişte göstermiştir. 15-16 Haziran Direnişi, işçi sınıfının önüne dikilmek istenen engelleri nasıl yıktığına tanıklık edilerek bizlere miras olarak bırakılmıştır. Sermaye Türk-İş'in işbirlikçi sendikal barikatını aşarak DİSK'i kurmuş olan işçi sınıfını geri püskürtmek istemiştir. Fakat 15-16 Haziran Direnişi'yle işçi sınıfı bu saldırıyı püskürtmekle kalmamış, bilinç ve mücadele kapasitesini daha da ileri bir noktaya taşımıştır. Zira direniş DİSK üyelerini aşıp Türk-İş üyesi işçi bölüklerini de içine alarak genel bir sınıf eylemi haline gelmiştir.

Sermaye 39 yıl önce 15-16 Haziran Direnişi'ni yaratan onbinlerce işçinin iki gün süren militan eylemi ile sendikal örgütlenme ve grev hakkının kısıtlanması anlamına gelen 274 Sayılı Sendikalar Kanunu'yla 275 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nda öngörülen değişiklikleri geri çekmek zorunda kalmıştı.

Sermaye, bugün yaptığı saldırı dünü aratmayacak kadar kapsamlıdır.

Bugün 15-16 Haziran Direnişi'nin yol göstericiliğini rehber edinmeye daha çok ihtiyaç

Vardır. Bu mücadeleyi,

- Kriz düzenine DUR demek, işsizliği ve örgütsüzlüğü ortadan kaldırmak için,

- Emperyalizmin ülkemizdeki egemenliğine karşı çıkmak ve emperyalizmle siyasi, ekonomik, askeri bağımlılık ilişkilerine son verilmesi için,
- Ortadoğu'da süren emperyalist işgale ve katliamlara karşı çıkmak için,
- Halkların kardeşçe, eşit ve özgür şekilde bir arada yaşayabilmesi için,
- Sömürünün ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için.
- Geleceğimizi kazanmak, insanca yaşanabilir bir hayat mücadelesini birleşik ve karalı bir tutumla sürdürmenin ihtiyacı bulunmaktadır. 

 

 HSGG Platformu olarak 16 Haziran büyük işçi direnişinin yıldönümünde, halen direnişte olan tüm işçileri selamlıyor, direnişte kaybettiğimiz tüm işçi kardeşlerimizi saygıyla anıyor;

 

YAŞASIN 15 16 HAZIRAN DİRENİŞİNİ YARATANLARA

15- 16 HAZIRAN DİRENİŞİ YOLUMUZA IŞIK TUTUYOR

 

HERKESE SAĞLIK GÜVENLİ GELECEK PLATFORMU

HABER

  HSGGP’den 15 -16 Haziran Direnişi eylemi

Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP) bileşenleri 15 - 16 Haziran Direnişi'nin 39.yılında yürüyüş ve anma yaptı. Polisin engelleme çabalarına rağmen yapılan yürüyüş sonrası Yoğurtçu Parkı'nda anma yapıldı.

HSGGP bileşenleri 16 Haziran günü Kadıköy Belediyesi önünde buluştu. Polisin engelleme girişimlerine rağmen üç işçinin şehit düştüğü Yoğurtçu Parkı'na yolu trafiğe kapatarak yürüdü. Polisle ufak çaplı gerilimlerin yaşandığı yürüyüşün ardından HSGGP bileşenleri adına Yoğurtçu Parkı’nda bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını platform adına Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm okudu. 15 – 16 Haziran Direnişi’ni sermaye sistemine karşı insanca bir yaşamı tüm insanlığa sunma yolunda atılmış önemli bir adım olarak niteleyen Gülüm, bugün yaşanılan kriz şartlarında 15 – 16 Haziran Direnişi’nin yol gösterdiğini belirtti.

Basın açıklamasının ardından 15-16 Haziran Direnişi’nde şehit düşen Yaşar Yıldırım (Mutlu Akü Fabrikası işçisi), Mustafa Bayram (Vinleks Fabrikası işçisi) ve Mehmet Gıdak (Cevizli Tekel Fabrikası işçisi) anısına saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından 15 - 16 Haziran'da şehit düşen işçilerin anısına Park'a karanfiller bırakıldı.

Eylemde “Herkese sağlık güvenli gelecek” ve “15-16 Haziran direnişi yolumuza ışık tutuyor” pankartlarının açıldı. Yürüyüşte, “Yaşasın 15-16 Haziran direnişi”, “İşçiler el ele genel greve” sloganları atıldı.

Sendika.Org

 

 
ETKİNLİK DUYURULARI

İSTANBUL TABİP ODASI

BASIN AÇIKLAMASI VE YÜRÜYÜŞ

 

SAĞLIK ÇALIŞANLARI "TAM GÜN" KÖLELİK DÜZENİNE KARŞI

MESLEKLERİNE, EMEKLERİNE, GELECEKLERİNE, HALKIN SAĞLIK HAKKINA SAHİP ÇIKMAK İÇİN BULUŞUYOR

 

Sağlık Bakanlığı ve Hükümet, Türk Tabipleri Birliği'nin, tabip odalarının, ilgili sendikaların haklı itirazlarına karşın kamuoyunda kısaca "Tam Gün" adıyla bilinen tasarıyı yasalaştırmakta ısrar ediyor.

 

"Tam Gün" Tasarısı başka ülkelerde de denenmiş ve iflas etmiş "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın bir adımıdır. "Tam Gün" Yasası'nın sağlık çalışanlarının çalışma ortamını daha da kötüleştireceği, sağlık alanında vatandaşlar için de yıkıcı sonuçlar doğuracağı açıktır. Sağlık Bakanlığı ve Hükümet bu yıkıcı sonuçları göre göre bu tasarıyı uygulamakta ısrar etmektedir.

 

Bilinmelidir ki sağlık çalışanları da mesleklerine, emeklerine, geleceklerine ve halkın sağlık hakkına sahip çıkmakta kararlıdır. Bu kararlılığı ifade etmek için 24 Haziran 2009 Çarşamba günü tüm ülkede olduğu gibi İstanbul'da da kitlesel bir basın açıklaması ve yürüyüş gerçekleştirilecektir.

 

 

BASIN AÇIKLAMASININ TARİHİ: 24 HAZİRAN 2009 ÇARŞAMBA

SAAT: 12.00

YER: İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ BAHÇESİ

(Basın açıklamasının ardından Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kadar bir yürüyüş gerçekleştirilecektir).

 

Gerçekleştireceğimiz basın açıklamasına ve yürüyüşe katılımınız mücadelemize güç katacaktır.

 

 

İSTANBUL TABİP ODASI

 

BDSP


Sabra patronunu protestoya çağrı!

(18.06.09) - Sabra Tekstil'de bildiri dağıtımı yapan Esenyurt İşçi Platformu
çalışanlarına yönelik düzenlenen silahlı saldırıyla başlayan
patron-polis- mahkeme terörünü protesto eylemleri sürüyor.

Son olarak 19 Haziran Cuma günü saat 14.00'te, Esenyurt İşçi Platformu ve
BDSP tarafından Sabri Sami Yılmaz'ın Yönetim kurulu Üyesi olduğu İstanbul
Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği önünde bir eylem
gerçekleştirilecek. Çobançeşme'de bulunan İTKİB'e gitmek için saat 13.30'da
Çobançeşme OPET önünde buluşulacak.

19 Haziran 2009 Cuma


İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracakçı Birlikleri (İTKİB) önünde eylem


Düzenleyen: Esenyurt İşçi Platformu ve BDSP


Buluşma yeri: Yenibosna Çobançeşme durağının yanındaki OPET


Buluşma saati: 13.30

KPSS Basın Açıklaması

27-28 Haziran günü gerçekleşecek olan ve yüzbinlerce üniversite mezunu
genci ilgiledirecek KPSS ile ilgili bir basın açıklaması
gerçekleştireceğiz.

Özellikle, bugün sayıları 200 bini aşan öğretmen adaylarının KPSS ile
ilgili sorunlarının ve taleplerinin dile getirileceği basın açıklamasına
desteğinizi bekliyor çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Tarih: 24 Haziran 2009 Çarşamba
Saat: 18.00
Yer: Kadıköy İskelesi Önü/İstanbul


EĞİTİM EMEKÇİLERİ DERNEĞİ
Meşrutiyet Cad. 15/10 Kızılay/ANKARA
0 312 417 12 34
0 505 802 25 02
www.egitimemekcileridernegi.org

 

SAĞLIKTA TAŞERON OLMAZ

İNSAN İHALEYLE ÇALIŞTIRILMAZ

SAĞLIKTA TAŞERON OLMAZ!

 

TC. Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan  2009/32 sayılı genelge ile devlet hastanelerinde taşeron şirketler  aracılığı ile çalıştırılan işçilerin  özlük hakları ve çalışma koşulları ile ilgili yapılan düzenlemeye dair  yapacağımız basın açıklamasına katılmanızı bekler çalışmalarınızda başarılar dileriz.

 

DİSK / DEVRİMCİ SAĞLIK İŞ          

 

 

Tarih: 25 Haziran 2009 ( Perşembe)

Saat :18.00

Yer  : Kadıköy İskele Meydanı

 

 

 
Kölelik düzenine hayır, hekimliğe evet!

Orijinali için tıklayın

Türk Tabipleri Birliği tarafından; başta “tam gün” ve Kamu Hastaneler Birliği tasarıları olmak üzere, tıp eğitiminde ve sağlık alanında yaşama geçirilen olumsuzluklara yönelik olarak düzenlenen forum bugün Milli Kütüphane Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.

Forumun sabahki bölümü, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Feride Aksu Tanık'ın açış konuşmasıyla başladı. YÖK ve Sağlık Bakanlığı temsilcilerinin konuşmacı olduğu birinci oturuma Sağlık Bakanlığı temsilci göndermezken, YÖK adına Dr. Cüneyt Hoşcoşkun bir konuşma yaptı. Forumun sabahki bölümü Tıp Eğitiminde Güncel Sorunlar (tıp fakültesi sayıları, kontenjan artırımı, rotasyon ve norm kadro) başlıklı oturumla sona erdi.

Öğle arasında bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Öğleden sonra "Performans, Tam Gün, Üniversite Hastanelerinin Finansman Sorunları" ile "Şimdi; Bugünden Yarına Ne Yapmalıyız?" tartışmasının ardından forum sona erdi. Forumun ardından katılımcılar Milli Kütüphane'den otobüslerle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne geçtiler. Buradan yürüyerek Sağlık Bakanlığı'nın önüne giden topluluk, burada ikinci bir basın açıklaması yaptıktan sonra, Sağlık Bakanlığı'nın önüne siyah çelenk bıraktı.

 

Devamını oku...
 
TAM GÜNE DEĞİL TAM KÖLELİK DÜZENİNE HAYIR

BASIN AÇIKLAMASI

Küresel sermayenin istekleri doğrultusunda sağlıkta dönüşüm programı adı altında sağlıkta özelleştirme, piyasalaştırma, ticarileştirme çabalarına devam eden hükümet kendi deyimi ile Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın son adımları olan “Kamu Hastane Birlikleri Yasası”ndan sonra “Tam Gün Yasası”nı da meclise sundu.
Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık kurum ve kuruluşlarını işletmeye dönüştüren, özelleştirme kapılarını aralayan Hükümet tüm tepkilere rağmen sağlığı hak olmaktan çıkarmaya dönük uygulamalara devam etmektedir. Hükümet küresel sermayenin istekleri doğrultusunda sağlık ortamını ve sağlık iş gücü piyasasını yeniden düzenleyerek sağlık çalışanlarının gelir ve iş güvencesini ortadan kaldırarak sözleşmeli çalışma ve çalışabildiği kadar gelir (performansa dayalı ücretlendirme) anlayışına dayalı bir çalışma rejimini dayatmaktadır. Sağlık Bakanlığı 70 milyon vatandaşımıza nitelikli sağlık hizmeti sunma arayışları yerine küresel sermayenin sözcülüğüne devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı sağlık hizmeti üreten bir kurum olmaktan çıkmakta, sağlık piyasasını denetleyen ve düzenleyen bir yapıya dönüşmektedir.

Devamını oku...
 
BDSP'ye yönelik saldırılar protesto edildi

Orijinali için tıklayın

 12 Haziran 2009 -

BDSP üyeleri ve Esenyurt İşçi Platformu üyeleri bugün Taksim Tramvay Durakları’nda 2 gündür kendilerine yönelen saldırıları bir basın açıklaması yaparak protesto etti.

“Faşizme karşı omuz omuza”, “Sabra Tekstil patronu hesap verecek”, “Yaşasın devrimci dayanışma”, “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarının sıklılla atıldığı eyleme katılım 100 kişi olurken, Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP), Eğitim-Sen, Halkevleri, ESP, Kaldıraç, ve bir çok ilerici kurum da açıklamaya destek verdi.

Yapılan açıklamada önce patronun ardından polisin silahla işçilere saldırdığına değinilirken saldırıya maruz kalan 4 işçinin tutuklandığı ifade edildi.

Açıklamanın ardından HSGGP adına Nuri Günay bir konuşma yaptı. Günay, son dönemde KESK’e yönelik saldırıların olduğunu ve saldırıların tüm emekçilere yöneldiğini söyledi. Saldırılara karşı birlikte mücadele edilmesinin gerekliliğine vurgu yapan Günay sözlerini “Yaşasın devrimci dayanışma” diyerek bitirdi.

Günay’ın ardından kamu emekçileri adına yapılan konuşmada da baskılara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

Konuşmaların ardından, eylem sloganlarla sonlandı.

Sendika.Org
 

 
TUZLA'DAKİ ÇELİK TEKNE TERSANESİNDEKİ İŞ KAZASINA İLİŞKİN HABERLER AÇIKLAMALAR

EVRENSEL

0/06/2009
Önlem yok ölüm var!
Tuzla tersanelerinde yaşanan ölümlü iş kazalarına bir yenisi daha eklendi. Çelik Tekne Tersanesi’nde önceki gün akşam saatlerinde meydana gelen patlamada, bir işçi parçalanarak can verdi.
Tuzla tersanelerinde yaşanan ölümlü iş kazalarına bir yenisi daha eklendi. Çelik Tekne Tersanesi’nde önceki gün akşam saatlerinde meydana gelen patlamada, bir işçi parçalanarak can verdi. Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde kamuoyu baskısı ve işçi eylemleri nedeniyle kısmi de olsa alınan önlemler krizle birlikte rafa kaldırılmış, hükümetin tersaneler bölgesindeki denetimleri de sona ermişti. Bu nedenle peş peşe ölümler yaşanırken, son kazayla birlikte Aralık 2008’den bu yana tersanelerde ölen işçi sayısı 8’e yükseldi.
GAZ SIKIŞMASI NEDEN OLDU
Çelik Tekne Tersanesi’nde önceki gün akşam saatlerinde yapımı devam eden Vinga isimli kuru yük gemisinin kargo tankı bölümünde gaz sıkışması sonucu patlama meydana geldi. Patlamanın etkisiyle ambarda bulunan Alesta Denizcilik taşeron şirketinde çalışan Hüseyin İbir (29) isimli işçi parçalanarak can verdi. Yine kargo bölümünde bulunan Süleyman Kırgül isimli işçi ise kendi imkanlarıyla dışarı çıkmayı başardı. Vücudunun çeşitli yerlerinde yanıklar oluşan ve ağır yaralanan Kırgül ambulansla Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kargo Tankı bölümünde bulunan İbir ve Kırgül’ün boya yaptıkları öğrenildi. Gemide çalışan ve hafif yaralanan 6 işçi ise Tuzla ve Kartal’da buluna değişik hastanelerde tedavi altına alındı. Hafif yaralanan işçiler taburcu edilirken hayati tehlikesi süren Kırgül’ün tedavisi ise devam ediyor.
SAATLERCE BEKLENDİ
Patlamanın hemen ardından tersaneye gelen itfaiye gemide çıkan yangını söndürdü. Gaz sıkışması nedeniyle geminin kargo tank bölümüne giremeyen itfaiye ekipleri gece geç saate kadar gazın boşalmasını beklemek zorunda kaldılar. Bu durumu değerlendiren uzmanlar tersane yetkililerinin patlama öncesi tankta gaz ölçümü yapmadığı değerlendirmesinde bulundular. Gece geç saatlerde ambara giren polis, itfaiye ve sağlık ekipleri İbir’in cesedinin parçalarını toplamak için uzun süre çalıştılar.
İKİ DEFA PATLAMA OLDU
Patlama sırasında geminin dışında bulunan İbir’in mesai arkadaşları, arka arkaya iki defa patlama olduğunu, ilk patlamadan sonra Süleyman Kırkgül’ün kendi imkanlarıyla tankerden çıktığını, Hüseyin İbir’in ise hayatını kaybettiğini anlattılar. İşçiler patlamanın tankta biriken gazın elektrik kontağı sonucu alev almasıyla meydana gelmiş olabileceğini belirttiler. Patlamayla ilgili tersane yetkililerinden bir açıklama gelmezken, güvenlik görevlileri ise gazetecilerin görüntü almasını engellemeye çalıştı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma ise devam ediyor.
ÖNLEMLER RAFA KALDIRILDI
Tuzla Tersaneleri’nde peş peşe yaşanan ölümlerin ardından gelen tepkiler üzerine tersane patronları kısmı de olsa önlem almak zorunda kalmışlardı. Baskıların ardından harekete geçen hükümet de tersanelerde denetimlerde bulunmuş bazı tersanelere para cezaları verilirken bazı tersaneler ise geçici sürelerle kapatılmıştı. Ekonomik kriz gerekçesiyle 20 bine yakın tersane işçisi işten atılırken, alınan önlemler ise rafa kaldırıldı. İşten atılanların başında ise iş güvenliği deneticileri ve yangıncılar yer aldı. Hükümet ise aynı dönemde tersanelerde başlattığı denetimlere son verdi. Son kazayla birlikte Aralık 2008’den bu yana Tuzla tersanelerinde 8 işçi hayatını kaybetmiş oldu.
BAKANLIK SERTİFİKA İSTİYOR AMA…
Çalışma Bakanlığı geçtiğimiz hafta yayınladığı genelgeyle tersanelerin de içinde olduğu ağır sanayi iş kollarında sertifikalı işçi çalıştırma zorunluluğu getirmişti. Yaşanan bu patlama ise iş güvenliği önlemlerinin yeteri kadar alınmadığı koşullarda sertifikanın da işe yaramayacağını ortaya koydu. (İstanbul/EVRENSEL)


AİLESİ SORUMLULARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAK
Hüseyin İbir’in eniştesi Mustafa Kemal Pire, tersane ve taşeron firma yetkililerine tepki gösterdi. Kendisinin de terane işçisi olduğunu belirten Pire, kazanın hemen ardından tersaneye gittiğini ancak kimseden bilgi alamadıklarını söyledi. Adli Tıp Kurumu önünde görüştüğümüz Pire, aradan saatler geçmesine rağmen hiçbir yetkilinin açıklama yapmamasının kardeşine verilen değeri gösterdiğini dile getirdi. İbir’in arkadaşlarının anlattıklarına göre, kazadan tamamen tersanenin sorumlu olduğunun orta çıktığını belirten Pire, kendi çalıştığı tersanede olsa bu kazanın olmayacağını, gerekli denetimlerin yapıldığını ifade etti. “Kablolar yırtıkmış, denetim yapılmamış, gaz ölçümü yapılmamış” diyen Pire, insan hayatının bu kadar ucuz olmasını kabul edemediklerini dile getirdi. İbir’in 6 gün önce Çelik Tekne’de işe başladığını 2.5 yıldır tersanelerde çalıştığını belirten Pire, aile olarak sorumluların cezalandırılması için ne gerekiyorsa yapacaklarını dile getirdi.

TYS ÇELENK BIRAKACAK

Yaşanan ölümü protesto eden Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) üyeleri de bugün saat 12.30’da Çelik Tersanesi önünde olacaklar. Cinayetleri protesto etmek için tersane önüne siyah çelenk bırakacak olan TYS, şu çağrıda bulundu: “Ülkemizdeki bütün sendikaları, meslek örgütlerini, siyasi partileri, basını, sivil toplum kuruluşlarını; emek ve yaşama hakkına saygılı ve buna gereksinmesi olan herkesi Tuzla tersanelerinin önünde olmaya; ölümler durduruluncaya kadar yapılacak eylemleri bu eylemle başlatmaya çağırıyoruz.” Yazarlar tersaneye gitmek için bugün saat 11.00’de Haydarpaşa Garı önünde toplanacaklar.

GİSBİR SORUMLU

Baret gazetesi tarafından yapılan açıklamada yaşanan olayın sorumlusunun GİSBİR ve hükümet olduğu belirtildi. “Gemide gaz ölçümü yapılmış olsaydı bu kaza olmayacaktı” denilen açıklamada, “Krizi bahane ederek iş güvenliği deneticilerini işten atanlar, buraları denetlemeyen yetkililer bu kazanın sorumlularıdır” denildi. Kriz bahanesiyle binlerce tersane işçisinin açlıkla baş baya bırakıldığı, çalışan işçilerin ise köle gibi çalıştırıldığının belirtildiği açıklamada, “Hiç değilse bu kez görevinizi yapın, kazanın sorumlularını cezalandırın” denildi. Bu uygulamalara karşı tersane işçilerinin mücadeleye çağrıldığı açıklamada, “Kazada hayatını kaybeden Hüseyin İbir arkadaşımızın ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz” denildi.

GEMİ MÜHENDİSLERİ ODASI

DEĞERLİ KAMUOYUNA DUYRULUR!

ÇELİK TEKNE TERSANESİ’nde meydana gelen muhtemelen gaz sıkışmasına bağlı iş kazasında ne yazık ki Hüseyin İBİR isimli bir emekçi kardeşimiz hayatını kaybetmiş iki emekçi ise yaralı olarak kurtulmuştur. Hayatını kaybeden kardeşimize Tanrı’dan rahmet yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı, yaralı kurtulan kardeşlerimizin ise bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz.

 

Ne yazık ki bu elim kazanın henüz nedenleri bile belli olmadan gene mühendisler tutuklanmış ve daha önce olduğu gibi kamuoyu nezdinde sanki tersanelerde meydana gelen iş kazaları ve ölümlerin sorumlularının mühendisler olduğu imajı yaratılmıştır. Unutulmamalıdır ki henüz kazanın oluş biçimi açıklığa kavuşturulmamış ve teknik bilirkişi raporu yayınlanmamıştır. O halde söz konusu kazaların eğer varsa sorumluları da belli değildir.

 

Hal böyle iken toplum içinde saygın konumları olan, ikamet ve işyerleri belli kaçma ve delilleri karartma ihtimalleri de olmayan kişilerin tutuklu olarak yargılanması, mevcut yasalardaki takdir haklarının uygulayıcılar tarafından yanlış uygulandığını göstermektedir. Bu uygulama, vicdanları da yaralamaktadır.

 

Bugüne kadar gemi yapım, bakım-onarım iş kolunda mühendislik mesleğine ilişkin görev, yetkili ve sorumluları sarih bir şekilde açıklayan ve tanımlayan; gemi mühendislerinin yetki ve sorumluluklarını bütünlük içinde ele alan bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Buna rağmen Gemi Mühendisleri kendi sektörlerindeki iş kazalarını önlemeye yönelik somut çalışmalar yapan bu konuda belgeler üreten, bürokrasiye ve yönetim erkine bu alanda en geniş katkıyı koyan ve bu çalışmalarını sadece kamu yararı gözeterek yapan meslek gurubudur. Bu çalışmalarımızın sadece ilgili yerlerde büyük kabul görüyor olması, ne kurumumuz ne de üyelerimiz tarafından asla kamuoyunda puan toplamaya yönelik olarak kullanılmaması bu kanayan yaraya verdiğimiz önemi göstermek bakımından önemli ve anlamlıdır. Bütün bu gerçekler ortadayken gerçekte bu kazaların mağduru durumundaki Gemi Mühendislerinin sadece eğitimleri ve görevleri gereği işveren temsilcisi durumunda bulunmalarından yola çıkarak her olayda “potansiyel suçlu” muamelesine tabi tutulmaları artık kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.

Kamuoyumuz bilmelidir ki son yıllarda sektörümüzde meydana gelen kazalar iş emniyeti alanındaki eksikliklerimizin giderilmesi yolunda birçok önemli çalışmaya sebep olmuş, başta Çalışma Bakanlığımız olmak üzere birçok resmi makam bu alanda önemli çalışmalar yapmış, yapmaktadırlar. TMMOB Gemi Mühendisleri Odası kamusal sorumluluğunun bilinci ile bu çalışmaların tümüne katkı koymakta ve çalışmaktadır. Toplumumuzdan ve kamu yönetimimizden beklentimiz bu alanda yaptıklarımızın takdir edilmesi iken her olay sonrası arkadaşlarımızın suçlulukları kanıtlanmaksızın tutuklanmaları bu alandaki şevkimizi kırmakta ve bizi üzmektedir.

 

 

Mühendislerin tersanelerde mevcut iş süreçlerindeki rolü ile suçlanmaya ve tutuklanmaya muhatap olabilmesi için, işveren vekilliği görevlerini, işverenin sahip olduğu güç ve yetkilerle ve yasa güvencesi altında yerine getirebiliyor olması gerekir. Oysa durum bunun tam tersidir; mühendisler, bu sorumlulukların gereği olan yetkilere sahip olmadıkları gibi, bunu talep edebilecek iş güvencesinden de mahrumdurlar.

 

Mühendisler ve gemi mühendisleri, tersanelerde yaşanan iş kazalarının sorumlusu değil; olsa olsa mağdurudurlar.

 

Mühendislerin, '' günah keçisi '' haline getirilmesine yol açan bu yaklaşımları kabul etmiyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili gerekli önlemleri almayan gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması ve bu konuda her türlü eylem ve işlemin yapılması için tüm görevli ve yetkili kişileri göreve çağırıyoruz.

 

  

 

TMMOB Gemi Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

LİMTER - İŞ

 

Sorumlular Tutuklanıp 'Adam Öldürmekten' Yargılansın

 Tersane işçilerinin ölümlere sessiz kalmamaları, tepkilerini göstermeleri ve sendikaları Limter-İş'de örgütlenmeli çağrısı yapıldı.

Çelik Tekne tersanesinde 8 Haziran akşamı yaşanan iş cinayetini protesto etmek için bügün(10 Haziran) sabah tersane önünde sendikamız DİSK/Limter-İş olarak bir basın açıklaması gerçekleştirdik.

Sabah saat 07.45’de Çelik Tekne Tersanesi önünde toplanan kitle yapılacak basın açıklamasında iş cinayetlerine tepkilerini ortaya koymak için bir araya geldiler. “Sertifika Değil, İş Güvenliği ve İş Güvencesi İstiyoruz” yazılı Limter-İş Sendikası imzalı Pankart açılan eylemde tersanelerde iş cinayetlerine kurban giden işçilerin fotoğraflarının olduğu dövizler taşındı. Eczacıbaşı E-Kart işçileri Türk-İş/Basın-İş grev önlükleriyle eyleme katıldılar. Gerçekleştirilen açıklamada Limter-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Hakkı Demiral konuya ilişkin açıklamada bulunarak eylem başladı. Genel Sekreter Kanber Saygılı ise tersane patronları ve taşeronların iş cinayetlerinden dolayı suçlu olduklarını, önceki Çalışma Bakanı ve yeni göreve başlayan Çalışma Bakanının aynı mantıkla soruna baktıklarını, sorunu işçilerin eğitimsizliğine bağladıklarını ve de bunun onlara cesaret verdiğini vurguladı. Hiçbir tersane patronu ve taşeronun yargılanmadığını asıl olarak iş cinayetlerinden sorumlu tutularak taammüden adam öldürmekten yargılanmaları gerektiğinin altını çizdi.

Tersane işçilerinin ölümlere sessiz kalmamaları, tepkilerini göstermeleri ve sendikaları Limter-İş’de örgütlenmeli çağrısı yapıldı.

Yapılan eyleme;  DİSK/Emekli-Sen, Türk-İş/Basın-İş E-kart işçileri, ESP, UİDDER, SODAP, Tekstil-Sen destek verdi. Konuya ilişkin basın metnini sendikamız Genel Başkanı Cem Dinç okudu.

Basın metni aşağıda olduğu gibidir:

‘SERTİFİKA’ DEĞİL

İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve İş Güvencesi İstiyoruz.

Neredeyse her ay bir ve birden fazla işçinin iş cinayetine kurban gittiği tersanelerde iki gün önce bir yenisi daha eklendi. Hem de üretimin yarıdan fazla düştüğü, yer darlığının olmadığı ve iddialarına göre 17 bin işçiyi eğitimden geçirdikleri koşullarda. 8 Haziran tarihinde Çelik Tekne tersanesinde Alesta Denizcilik’te geminin Balans tankının boyanması sırasında patlama sonucu Hüseyin İBİR iş cinayetine kurban gitti. Süleyman KIRGÜL ağır yaralandı ve Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakımında ölümle cebelleşiyor. Sait AHMET ise patlama sırasında şok geçirerek hastaneye kaldırıldı.

2008 yılında yaşam hakkı için yaptığımız grev ve kamuoyunun duyarlılığı karşısında kısmi tadbir almak zorunda kalan tersane patronlarının imdadına kriz yetişti. İşçilerin örgütsüzlüğünden faydalanarak ücretlerimizi yarı yarıya düşürüp, bütün haklarımızın üstüne yatarak, krizi tam bir fırsata çeviren tersane patronları ilk elden dişe diş mücadeleyle kazandığımız İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği hakkımıza saldırdılar. Onlarca iş güvenlikçisi arkadaşımızı işten attılar. İşten atılmayanları ise işten atma tehdidiyle görevlerini yapamaz hale getirdiler.

2009 yılının altıncı ayındayız. Altı ayda yedinci iş cinayeti. Yine gaz sıkışması, yine patlama yine feci şekilde yanarak can verme. Ardında feryat edip ağıt yakan bir aile.

 Yasaları gale almayan, çalışma bakanlığının  çıkardığı yönetmelikleri ve tebliğleri takmayan tersane patronlarına  hükümet arka çıktığı, adli merciler gereken cezai müeydeyi uygulamadığı müddetçe gözünü kar hırsı bürümüş tersane patronları ve taşeronlar işçileri  göz göre göre ölüme göndermeye devam edeceklerdir.

      

Tek Başına Sertifika Yetmez

Nasıl ki eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik, iş kazalarının nedenlerini esas olarak işçilerin eğitimsizliğine bağlayarak iş cinayetlerinin devam etmesine vesile olduysa, çıkarmış olduğu tebliğle çözümü sertifikada gören çiçeği burnunda yeni Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’ de bu anlayışla işçilerin derdine dermen olamaz. Olsa olsa kendisinden önceki Çalışma Bakanı gibi tersane patronlarının ve işçi simsarı taşeronların elini güçlendirir.

Kaldı ki daha şimdiden Çalışma Bakanlığı’nın tersanelerde sertifikalı işçi çalıştırma zorunluluğu talimatının hemen ardından meydana gelen bu patlama, İş Güvenliği tedbirlerinin yeteri kadar alınmadığı koşullarda sertifikanın tek başına da işe yaramayacağını göstermiştir. 

2009 yılının 6 ayında tersanelerde 7 işçi arkadaşımızın ölümü, tersanelerde iş cinayetlerinin üretim yoğunluğundan değil işçi sağlığı, İş Güvenliği ve işçilerin yaşam haklarının yasaların değil tersane patronlarının ve taşeronların inisiyatifine bırakılmasından kaynaklandığı bugün daha açık görülmektedir. 2008' yılının Aralık ayından itibaren çalışan işçi sayısı yarı yarıya düşmesine ve alan darlığı olmamasına rağmen, iş cinayetleri üretimin yoğun olduğu dönemleri aratmıyor.

 Krizin ardına sığınarak binlerce işçi arkadaşımızı sokağa atıp suç işleyen tersane patronları, işçi simsarı taşeronlar ve hükümet iş cinayetlerine sessiz kalacağımızı sanıyorlarsa fena halde yanıldıklarını anlayacaklardır. Tersane işçileri, sendikalarıyla birlikte gerekli cevabı mutlaka vereceklerdir.

            Yıllardır tekrarladığımız gerçeği bir kere daha tekrarlıyoruz: Sertifika gibi pansumani tedbirlerle tersanenin kanayan yarasına çözüm olamazsınız. Sorunun asıl taraflardan olan sendikamız DİSK/Limter-İş’in masaya koyduğu talepler uygulamaya konulmadan tersanelerdeki yaşam hakkı sorunu çözülmeyecek aksine artarak devam edecektir.

Dolaysıyla yaşam hakkını en kutsal hak olarak gören sendikamız, yetkililerden aşağıdaki taleplerini acilen yerine getirilmesini istiyor:

1-İş cinayetlerine kurban giden arkadaşlarımızın % 99’u taşeronda çalıştıkları sır değilken ve de yaslara aykırıyken neden hala taşeronluk kaldırılmıyor?

 Taşeronluk sistemi işçiye zararlıdır ve kaldırılmalıdır.

2-Tersanelerde tam yetkiyle donatılmış, Tersaneleri İzleme ve İnceleme Komisyonu (Limter-İş, TMMOB, TTB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, BARO ve GİSBİR) kurulsun ve acilen göreve başlasın!

3- Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılsın.

4-İş cinayetlerinden birinci derecede sorumlu tersane patronu ve taşeronlar tutuklansın, “taammüden adam öldürmekten” cezalandırılsın!

            AKP Hükümeti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nı uyarıyoruz: 

 “Sertifika Değil, İşçi Sağlığı İş Güvenliği ve İş Güvencesi İstiyoruz”

Sendikalaşmanın önündeki anti demokratik yasaların kaldırılmasını istiyoruz.

 

—İŞTEN ÇIKARMALAR DURDURULSUN!

—İŞ EMNİYETİ SAĞLANSIN!

—İŞ SAĞLIĞI, İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞ GÜVENCESİ SAĞLANSIN!

—TAŞERONLUK SİSTEMİ KALDIRILSIN!

 


Süleyman Kırgül’de Öldü

İş cinayetine 125.Kurban

 

Çelik Tekne Tersanesi’nde 8 Haziran 2009 akşam meydana gelen patlamada ağır yaralanarak Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda bulunan Süleyman Kırgül’de bugün yaşamını yitirdi. İş cinayetine kurban giden işçi sayısı 125 oldu.

Ailesine baş sağlığı diliyor acılarını paylaşıyoruz.

Süleyman arkadaşımızın cenazesi bugün Ordu mahallesi Çamçeşme mevki Çınardibi camii’nde kılınacak ikindi namazından sonra toprağa verilecektir.

 


Mühendisler Günah Keçisi Değildir,Asıl Sorumlular tutuklansın!

GİSAN tersanesinde yaşanan Filika kazasının ardından mühendis arkadaşlarımızı tutuklayarak 'Günah Keçisi' durumuna düşürenler şimdi de Çelik Tekne tersanesinde yaşanan iş cinayetinin ardından aynı anlayışla hareket edenler mühendislerden Atilla Mehmet Beşe ve Hayati Kolcu arkadaşlarımızı tutuklamışlardır.

Tersanelerde 125 arkadaşımız iş cinayetine kurban gitmesine rağmen sendikamızın yıllardır talep ettiği arkadaşlarımızın ölümünden gerçek sorumlular tutuklanıp taammüden adam öldürmekten ceza alsın talebimiz karşısında yetkililer hep üç maymunu oynamışlardır. Öte yandan arda arda gelen ölümler sonucunda sendikamızın ve kamuoyunun baskısı karşısında harekete geçmek zorunda kalan yetkililer gerçek sorumlular yerine mühendis arkadaşlarımızı tutuklayarak sorumluluktan kurtulma yolunu seçmişlerdir.

 

GİSAN tersanesinde yaşanan Filika kazasının ardından mühendis arkadaşlarımızı tutuklayarak ‘Günah Keçisi’ durumuna düşürenler şimdi de Çelik Tekne tersanesinde yaşanan iş cinayetinin ardından aynı anlayışla hareket edenler mühendislerden Atilla Mehmet Beşe ve Hayati Kolcu arkadaşlarımızı tutuklamışlardır.

 

Gemi Mühendisleri Odamızın “mühendislerin tersanelerde iş süreçlerindeki rolü ile suçlanmaya ve tutuklanmaya muhatap olabilmesi için, işveren vekilliği görevlerini işverenin sahip olduğu güç ve yetkilerle ve yasa güvencesi altında yerine getirebiliyor olması gerekir. Oysa durum bunun tam tersidir; mühendisler, bu sorumlulukların gereği olan yetkilere sahip olmadıkları gibi, bunu talep edebilecek iş güvencesinden de mahrumdurlar. Mühendisler ve gemi mühendisleri tersanelerde yaşanan iş kazalarının sorumlusu değildir olsa olsa mağdurudurlar.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri ile ilgili almayan gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması ve bu konuda her türlü eylem ve işlemin yapılması için tüm görevli ve yetkilileri göreve çağırıyoruz.”iddia ve taleplerine katılıyor mühendis arkadaşlarımızın derhal bırakılmasını istiyoruz.

 

BİANET

 

6 Ayda 7 Tersane İşçisi Öldü

LİMTER-İŞ listesine göre, bu yıl Tuzla, Kocaeli, Gölcük ve Aliağa'da yedi işçi tersanelerde öldü. Sendika "Bakanlığın 'sertifikalı işçi şartı' sorunları çözmüyor" diyor.

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
İstanbul - BİA Haber Merkezi
09 Haziran 2009, Salı

Liman Tersane Gemi Yapım ve Onarım İşçileri Sendikası'nın (LİMTER-İŞ) derlediği listeye göre, bu yılın ilk altı ayında yedi tersane işçisi öldü. Sendika, 1992'den beri tutabildiği listeye göre, şimdiye kadar Türkiye'de tersanelerde ölen işçilerin sayısının 124 olduğunu bildiriyor.

Bunlar "en az sayıdaki" ölümler. Zira sendika, basına yansımayan, bilinmeyen, geç öğrenilen ölümlerin olduğunu defalarca dile getirmişti.

Tuzla'daki Çelik Tekne Tersanesi'nde, boyacı Hüseyin İbir, dün (8 Haziran) akşam gaz patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Sendika, bu ölümlerin, Çalışma Bakanlığı'nın tersanelerde sertifikalı işçi çalıştırma zorunlululuğu getirmesinin çözüm olmadığını gösterdiğini söylüyor; gerçek bir iş güvenliği ve iş güvencesi istiyor.

Bu yıl tersanelerde gerçekleşen işçi ölümleri şöyle:

8 Haziran: Boyacı Hüseyin İbir (29) Tuzla'daki Çelik Tekne Tersanesi'nde, üretim halindeki geminin balans tankında yapılan boya Boya işleminin ardından biriken gazın patlaması sonucu öldü.

10 Nisan: Kaynakçı Aydın Can (39) Kocaeli'ndeki Marmara Tersanesi'nde, yüksekten düşme sonucu öldü.

10 Mart: Mustafa Sıva (23) Aliağa'da Malta bandıralı gemide çalışırken zehirlenerek öldü.

5 Mart: Montajcı Şinasi Öztürk, Gölcük Türker Tersanesi'nde üzerine 1,5 ton ağırlığındaki sacın düşmesi sonucu öldü.

18 Şubat: Elta Denizcilik çalışanı Cemil Akgül (29) elektrik çarpması sonucu öldü

8 Şubat: Tuzla'da Dentaş taşeron şirketinde çalışan Selim Sevgili (30) üzerine ambar kapağı düşmesi sonucu hayatını kaybetti.

Geçen yıl gerçekleşen tersane ölümleri şöyle.

13 Aralık 2008: Tuzla'daki Anadolu Deniz İnşa Kızakları (ADİK) Tersanesi'nde gemide çalışan Erdal İnceyol, patlama sonucu öldü.

19 Aralık 2008: Tuzla'daki Anadolu Deniz İnşa Kızakları (ADİK) Tersanesi'ndeki patlamada yaralanan Hızır Akbulut, kazadan bir gün sonra yaşamını yitirdi.

20 Aralık 2008: Gölcük'te 31 yaşındaki Aydın Kaplan, tersanede yüksekten düştükten ve 20 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybetti.

12 Eylül 2008: Yalova'nın Altınova ilçesine bağlı Herkes köyünde bulunan Kurban tersanesinde çalışan 16 yaşındaki işçi Muharrem Ceylan elektrik akımına kapılarak öldü.

28 Ağustos 2008: Kocaeli'nin Körfez ilçesinde bulunan Marmara tersanesinde güverteden düşen tersane işçisi İsmail Kırlangıç hayatını kaybetti.

11 Ağustos 2008: Gisan tersanesinde yaşanan filika kazasında Emrah Varol, Ramazan Aygün ve Ramazan Çetinkaya hayatını kaybetti.

29 Temmuz 2008: Tuzla'da GEMSAN tersanesindeki Atlas Gemi taşeron firmasında çalışan İbrahim Çelik, kompresör dairesinde bakım yaparken patlama meydana geldi. Başına cisim çarpan Çelik ağır yaralandı; hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti.

3 Temmuz 2008: Kemal Turan. 47 yaşındaki montajcı Turan, GİSAŞ tersanesinde ambar kapaklarından düşerek öldü.

8 Haziran 2008: İhsan Turan. 35 yaşındaki Turan geminin ambar kapağının üzerine düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.

17 Mayıs 2008: Murat Çalışkan. 31 yaşındaki Kahramanmaraş'lı Çalışkan geminin güvertesinden ambara düşerek hayatını kaybetti.

17 Mayıs 2008: Deniz Kaşıkeman. Sac montajı yaparken, 2.5 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen sac kütlesinin, üzerine düşmesi sonucu ezildi. 26 yaşındaydı.

8 Mayıs 2008: İzzet Gider. Makine dairesinde gaz sıkışması sonucu meydana gelen patlamada hayatlarını yitirdiler.

21 Nisan 2008: Hakan Oğuz. Yalova'da Yaşar San tersanesinde kafa üstü düşerek ağır hayatını kaybeden Diyarbakırlı Oğuz 18 yaşındaydı.

30 Mart 2008: Ali İhsan Çam. Boyacı olarak çalıştığı Sedef Tersanesi'nde yüksekten düşme sonucu öldü. 31 yaşındaydı.

27 Mart 2008: Yüksel Özdemir. Tuzla Gemi Tersanesi'nde raspacı olarak çalışırken 13 Mart'ta yüksekten düştü ve ağır yaralandı. 45 yaşındaydı.

17 Şubat 2008: Hasan Köse. Selahattin Arslan Tersanesi'nde oksijen tüpü patlamasıyla vücudunun yüzde 80'i yandı. 24 yaşındaydı.

16 Şubat 2008: Mikail Kavak. DESAN tersanesinde Gemkur taşeron işletmesinde kaynakçı olarak çalışıyordu. Elektrik çarpması sonucu öldü. 26 yaşındaydı.

12 Şubat 2008: Osman Göç. GEMTİŞ tersanesinde kaynakçı olarak çalışırken kaynak dumanından zehirlendi. Mesai saatinden sonra akşam evine giden Göç fenalaşarak hastaneye götürüldü. Göç'ü doktorlar bir şeyin yok diye evine gönderdi; ancak gece yarısı fenalaşarak acilen hastaneye götürülen Göç, duman zehirlenmesine bağlı olarak kalp durması sonucu hayatını kaybetti. 26 yaşındaydı.

12 Şubat 2008: Cevat Toy. Dearsan Tersanesi'nde tav işçisi olarak çalışıyordu. İskeleden düşme sonucu öldü. 41 yaşındaydı.

5 Şubat 2008: Metin Turan. Şahin Çelik Tersanesi'nde raspacı olarak çalışıyordu. İskeleden denize düşerek öldü. 19 yaşındaydı.

14 Ocak 2008: Onur Bayoğlu. Elektrikçi olarak çalıştığı Sedef Tersanesi'nde ambara düşerek öldü. 19 yaşındaydı. (TK)

SOL HABER PORTALI

Mühendis ve yazarlardan tersane cinayetlerine tepki

Gemi Mühendisleri Odası, kazalardan mühendislerin sorumlu tutulmasına tepki gösterirken, Türkiye Yazarlar Sendikası da gerçekleştirdiği yürüyüşle işçi ölümlerini protesto etti.

soL (HABER MERKEZİ) TMMOB’a bağlı Gemi Mühendisleri Odası (GMO), Çelik Tekne Tersanesi’nde bir kişinin ölümü iki kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan patlamadan mühendislerin sorumlu tutularak tutuklanmalarına tepki gösterdi.

Odadan yapılan açıklamada henüz teknik bilirkişi raporu yayınlanmadan mühendislerin kaadan sorumlu gibi gösterilmesinin “kabul edilemez” olduğu belirtildi.

Bugüne kadar gemi yapım-onarım iş kolunda mühendislik mesleğine ilişkin görevli, yetkili ve sorumluların açıklanıp tanımlandığı, gemi mühendislerinin de yetki ve sorumluluklarını bütünlük içinde ele alan yasal bir düzenleme yapılmadığı belirtilen açıklamada, Gemi Mühendislerinin kendi sektörlerindeki iş kazalarını önlemeye yönelik somut çalışmalar yaptığı ve bu konuda ürettiği belgelerle bürokrasiye geniş katkıda bulunduğu aktarıldı.

Tersanedeki patlamada ölen işçi İbir’in ailesine başsağlığı dilenen açıklamada, “Mühendisler ve gemi mühendisleri, tersanelerde yaşanan iş kazalarının sorumlusu değil, olsa olsa mağdurlarıdır. Mühendislerin, ‘günah keçisi ’ haline getirilmesine yol açan yaklaşımları kabul etmiyoruz. İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli önlemleri almayan gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması ve bu konuda her türlü eylem ve işlemin yapılması için tüm görevli ve yetkili kişileri göreve çağırıyoruz” denildi.

Yazarlardan eylem
Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), ölümle sonuçlanan patlamanın gerçekleştiği tersanenin önüne bir yürüyüş gerçekleştirdi, tersane girişine siyah çelenk bırakarak ölümleri protesto etti. Burada bir konuşma yapan TYS Genel Sekreteri Tevfik Taş, “Tersanelerde en ucuz şey işçidir. Kazanın nedeni havalandırmanın olmamasıdır. Havalandırmayı yapmıyorlar, çünkü işçi çok ucuz. Bu ölümleri, işçi ölümlerini protesto ediyoruz. Kriz nedeniyle tersanelerden 20 bin işçi çıkarılmıştır. Az işçiyle çok iş yaptırmaya çalışıyorlar” dedi.

 
TÜRK - İŞ İSTANBUL SENDİKA ŞUBELERİ PLATFORMUNDAN BASIN AÇIKLAMASI

BASINA VE KAMUOYUNA

315.000 Kamu işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri 6 ay önce başlamış, bazı Sözleşmelerde anlaşma sağlanamadığı için grev kararları alınmış, bazı sözleşmelerde anlaşma sağlandığı halde, ücret zammında anlaşma sağlanamadığı için imzalanamamaktadır.

Bilindiği gibi ücret ve sosyal haklarla ilgili müzakereler Konfederasyonumuz Türk-İş ve Hükümet arasında yürütülmektedir. Hükümete aylar öncesinde ücretle ilgili tekliflerimiz sunulmuş, yerel seçim, kabine değişikliği gibi pek çok gerekçelerle işçilerin Toplu İş Sözleşmeleri gündeme alınmamıştır.

Hükümetin Türk-İş’in teklifine karşılık verdiği ücret teklifi geçen hafta yetkililerce açıklanmıştır. Vergi, sigorta kesintileri, zamlar ve hayat pahalılığı karşısında gün geçtikçe eriyen ücretlere rağmen açıklanan bu zam teklifi işçilerle alay etmektir. Bu zam teklifi kabul edilemez.

Diğer yandan yıllarca sendikalı olan ve toplu sözleşme imzalayan pek çok işyerinde başka sendikalar işkolu itirazlarında bulunmakta yıllarca süren mahkemeler nedeniyle işçiler mağdur edilmektedir. Bazı işyerlerinde ise işçilere sendika değiştirme baskıları yapılmaktadır.  Bu akıl almaz itiraz ve baskılar nedeniyle yaklaşık 60.000 Kamu işçisi mağdur edilmiştir.

Kıdem tazminatı gaspı her fırsatta ısıtılıp ısıtılıp işçilerin gündemine getirtilmektedir. Tüm bunlar Krizin faturasının işçilere ödetilmesi çabasıdır. “Kriz varsa çarede var, eve kapanma pazara çık” kampanyasına karşı, bizler krizin bedelini ödememek için pazara değil, sokağa mücadeleye çıkmak gerektiğine inanıyoruz.

Tüm bu taleplerimizi ve isteklerimizi kamuoyuyla paylaşmak için basın açıklaması yapılacaktır.

Tüm duyarlı Basına ve Kamuoyuna duyurulur.

 

 

 

TÜRK-İŞ İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMU

 

 

 

Basın Açıklaması Bilgileri:

 

Tarih   : 12.06.2009 (Cuma)

Buluşma yeri: Taksim AKM Önü 18.30

Basın Açıklaması Yeri    : Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği Önü Saat: 19.30

 

 
Grevdeki İşçilerler Dayanışma

Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu yarın ( 6 Haziran Cumartesi) grevdeki işçilerle dayanışma ziyaretleri yapacaktır.Saat 10.30 da ATV-Sabah işçileri Barbaros Bulvarı üstündeki ATV binasında ziyaret edilecek ,daha sonra özel  otobüsle E-Kart işçileri ziyaretine gidilecektir.
 
KESK İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMUNDAN ÇAĞRI