|
Tam Gün Yasa Tasarısı tüm Türkiye'de protesto edildi |
|
Orijinali için tıklayın
24 Haziran günü Adana ve Mersin'de yapılan basın açıklamalaryla Tam
Gün Yasa Tasarısı ve Kamu Hastane Birlikleri ile ilgili Yasa Tasarıları
protesto edildi.
Mersin
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde saat 12.30'da
toplanan Tabip Odası, SES, Dev Sağlık İş üyeleri ve Öğretim Elemanları
Konseyi TBMM'de görüşülmekte olan Tam Gün Yasa Tasarısı'nı protesto
etti.
Mersin Tabip Odası Başkanı Aytuğ Atıcı tarafından okunan basın
açıklamasında sağlıkta dönüşüm programının geldiği son perdede
hekimlere tam gün ücretli kölelik sistemi dayatmasında bulunulduğunu
belirtti. Halkın sağlıklı yaşama hakkına, üniversitelerde eğitim, bilim
ve araştırma faaliyetlerine sahip çıkılacağı belirtilen açıklamada,
yasa tasarısına sonuna kadar karşı çıkılacağı, mücadelenin gerektirdiği
tüm eylemliliklerin ortaya konulacağı söylendi.
150 civarında çalışanın katıldığı basın açıklaması sloganlar ve alkışlarla sona erdi.
Sendika.Org - Mersin
|
|
Devamını oku...
|
Bugün
15-16 Haziran Direnişi'nin yıl dönümünde:
- Kriz düzenine DUR demek, işsizliği ve örgütsüzlüğü ortadan kaldırmak için,
- Emperyalizmin ülkemizdeki egemenliğine karşı çıkmak ve emperyalizmle siyasi,
ekonomik, askeri bağımlılık ilişkilerine son verilmesi için,
-
Ortadoğu'da süren emperyalist işgale ve katliamlara karşı çıkmak için,
-
Halkların kardeşçe, eşit ve özgür şekilde bir arada yaşayabilmesi için,
-
Sömürünün ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için.
- Geleceğimizi kazanmak, insanca yaşanabilir bir hayat için
biraraya gelecek, taleplerimizi haykıracak, yitirdiklerimizi anacağız.
SELAM
OLSUN 15 16 HAZİRAN DİRENİŞİNİ YARATANLARA!
15-
16 HAZIRAN DİRENİŞİ YOLUMUZA IŞIK TUTUYOR!
Tarih: 15 Haziran 2009
Saat: 12:00
BASINA VE KAMUOYUNA
15-16
Haziran ruhuyla mücadeleyi yükseltmeye!
Özel mülkiyetin tarih sahnesine
çıkmasıyla birlikte, sınıf mücadeleleri de tarihteki yerini almaya başlamıştır.
Ezilenlerin, sömürülenlerin,
yaşamı var edenlerin, yaşamı yeniden üretenlerin, kriz düzenine, ezenlere,
sömürenlere, hayatı tüketenlere ve zulüm uygulayıcılarına yani sermaye
sistemine karşı başkaldırının adıdır 15-16 Haziran direnişi.
15-16 Haziran emekten yana insanca yaşamı,
tüm insanlığın hizmetine sunma mücadelesidir.
15-16 Haziran Yasaları birer cendereye
çevirmek isteyenlerin hayallerinin darmadağın edilmesinin adıdır.
Sermaye sınıfı bir yandan azgınca işçi
ve emekçilerin hak ve özgürlüklerine saldırmakta, diğer yandan kapitalizmin
krizi altında emekçi milyonları işsizliğe, yoksulluğa ve sefalete
sürüklemektedir. Düzen güçleri işçi sınıfı ve emekçilerin ulusal, cinsel,
mezhepsel farklılıklarını kullanarak onları birbirine düşürmekte, böylece
kapitalist sömürü üzerine kurulu vahşi sistemlerini daha fazla yaşatmanın
imkânına kavuşmaktadır.
Bugün işçi sınıfı istenilen düzeyde örgütlü
değil hatta örgütsüzdür, dağınıktır, kendine ve mücadeleye güvensizdir. Ama
işçi sınıfı mücadele sahnesine bağımsız bir sınıf olarak çıktığı koşullarda
nasıl büyük bir güç olduğunu 15-16 Haziran 1970'teki büyük direnişte
göstermiştir. 15-16 Haziran Direnişi, işçi sınıfının önüne dikilmek istenen
engelleri nasıl yıktığına tanıklık edilerek bizlere miras olarak bırakılmıştır.
Sermaye Türk-İş'in işbirlikçi sendikal barikatını aşarak DİSK'i kurmuş olan işçi
sınıfını geri püskürtmek istemiştir. Fakat 15-16 Haziran Direnişi'yle işçi sınıfı
bu saldırıyı püskürtmekle kalmamış, bilinç ve mücadele kapasitesini daha da
ileri bir noktaya taşımıştır. Zira direniş DİSK üyelerini aşıp Türk-İş üyesi
işçi bölüklerini de içine alarak genel bir sınıf eylemi haline gelmiştir.
Sermaye
39 yıl önce 15-16 Haziran Direnişi'ni yaratan onbinlerce işçinin iki gün süren
militan eylemi ile sendikal örgütlenme ve grev hakkının kısıtlanması anlamına
gelen 274 Sayılı Sendikalar Kanunu'yla 275 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve
Lokavt Kanunu'nda öngörülen değişiklikleri geri çekmek zorunda kalmıştı.
Sermaye,
bugün yaptığı saldırı dünü aratmayacak kadar kapsamlıdır.
Bugün
15-16 Haziran Direnişi'nin yol göstericiliğini rehber edinmeye daha çok ihtiyaç
Vardır.
Bu mücadeleyi,
-
Kriz düzenine DUR demek, işsizliği ve örgütsüzlüğü ortadan kaldırmak için,
-
Emperyalizmin ülkemizdeki egemenliğine karşı çıkmak ve emperyalizmle siyasi,
ekonomik, askeri bağımlılık ilişkilerine son verilmesi için,
- Ortadoğu'da süren emperyalist işgale ve katliamlara karşı çıkmak için,
- Halkların kardeşçe, eşit ve özgür şekilde bir arada yaşayabilmesi için,
- Sömürünün ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için.
- Geleceğimizi kazanmak, insanca yaşanabilir bir hayat mücadelesini birleşik ve
karalı bir tutumla sürdürmenin ihtiyacı bulunmaktadır.
HSGG Platformu olarak 16 Haziran büyük işçi
direnişinin yıldönümünde, halen direnişte olan tüm işçileri selamlıyor,
direnişte kaybettiğimiz tüm işçi kardeşlerimizi saygıyla anıyor;
YAŞASIN
15 16 HAZIRAN DİRENİŞİNİ YARATANLARA
15-
16 HAZIRAN DİRENİŞİ YOLUMUZA IŞIK TUTUYOR
HERKESE SAĞLIK
GÜVENLİ GELECEK PLATFORMU
HSGGP’den 15 -16 Haziran Direnişi eylemi
Herkese Sağlık ve Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP) bileşenleri 15 -
16 Haziran Direnişi'nin 39.yılında yürüyüş ve anma yaptı. Polisin
engelleme çabalarına rağmen yapılan yürüyüş sonrası Yoğurtçu Parkı'nda
anma yapıldı.
HSGGP bileşenleri 16 Haziran günü Kadıköy Belediyesi önünde
buluştu. Polisin engelleme girişimlerine rağmen üç işçinin şehit
düştüğü Yoğurtçu Parkı'na yolu trafiğe kapatarak yürüdü. Polisle ufak
çaplı gerilimlerin yaşandığı yürüyüşün ardından HSGGP bileşenleri adına
Yoğurtçu Parkı’nda bir basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını
platform adına Belediye-İş 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Gülüm okudu. 15 –
16 Haziran Direnişi’ni sermaye sistemine karşı insanca bir yaşamı tüm
insanlığa sunma yolunda atılmış önemli bir adım olarak niteleyen Gülüm,
bugün yaşanılan kriz şartlarında 15 – 16 Haziran Direnişi’nin yol
gösterdiğini belirtti.
Basın açıklamasının ardından 15-16 Haziran Direnişi’nde şehit düşen
Yaşar Yıldırım (Mutlu Akü Fabrikası işçisi), Mustafa Bayram (Vinleks
Fabrikası işçisi) ve Mehmet Gıdak (Cevizli Tekel Fabrikası işçisi)
anısına saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından 15 - 16
Haziran'da şehit düşen işçilerin anısına Park'a karanfiller bırakıldı.
Eylemde “Herkese sağlık güvenli gelecek” ve “15-16 Haziran direnişi
yolumuza ışık tutuyor” pankartlarının açıldı. Yürüyüşte, “Yaşasın 15-16
Haziran direnişi”, “İşçiler el ele genel greve” sloganları atıldı.
Sendika.Org
|
|
|
BASIN AÇIKLAMASI VE
YÜRÜYÜŞ
SAĞLIK ÇALIŞANLARI
"TAM GÜN" KÖLELİK DÜZENİNE KARŞI
MESLEKLERİNE,
EMEKLERİNE, GELECEKLERİNE, HALKIN SAĞLIK HAKKINA SAHİP ÇIKMAK İÇİN
BULUŞUYOR
Sağlık Bakanlığı ve
Hükümet, Türk Tabipleri Birliği'nin, tabip odalarının, ilgili
sendikaların haklı itirazlarına karşın kamuoyunda kısaca "Tam Gün" adıyla
bilinen tasarıyı yasalaştırmakta ısrar ediyor.
"Tam Gün" Tasarısı
başka ülkelerde de denenmiş ve iflas etmiş "Sağlıkta Dönüşüm Programı"nın bir
adımıdır. "Tam Gün" Yasası'nın sağlık çalışanlarının çalışma ortamını
daha da kötüleştireceği, sağlık alanında vatandaşlar için de yıkıcı sonuçlar
doğuracağı açıktır. Sağlık Bakanlığı ve Hükümet bu yıkıcı sonuçları göre göre
bu tasarıyı uygulamakta ısrar etmektedir.
Bilinmelidir ki sağlık
çalışanları da mesleklerine, emeklerine, geleceklerine ve halkın sağlık
hakkına sahip çıkmakta kararlıdır. Bu kararlılığı ifade etmek için 24 Haziran
2009 Çarşamba günü tüm ülkede olduğu gibi İstanbul'da da kitlesel bir basın
açıklaması ve yürüyüş gerçekleştirilecektir.
BASIN AÇIKLAMASININ
TARİHİ: 24 HAZİRAN 2009 ÇARŞAMBA
SAAT:
12.00
YER: İ.Ü. CERRAHPAŞA
TIP FAKÜLTESİ BAHÇESİ
(Basın açıklamasının
ardından Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kadar bir yürüyüş
gerçekleştirilecektir).
Gerçekleştireceğimiz
basın açıklamasına ve yürüyüşe katılımınız mücadelemize güç
katacaktır.
İSTANBUL TABİP
ODASI
Sabra patronunu protestoya çağrı!
(18.06.09) - Sabra Tekstil'de bildiri dağıtımı yapan Esenyurt İşçi Platformu
çalışanlarına yönelik düzenlenen silahlı saldırıyla başlayan
patron-polis- mahkeme terörünü protesto eylemleri sürüyor.
Son olarak 19 Haziran Cuma günü saat 14.00'te, Esenyurt İşçi Platformu ve
BDSP tarafından Sabri Sami Yılmaz'ın Yönetim kurulu Üyesi olduğu İstanbul
Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği önünde bir eylem
gerçekleştirilecek. Çobançeşme'de bulunan İTKİB'e gitmek için saat 13.30'da
Çobançeşme OPET önünde buluşulacak.
19 Haziran 2009 Cuma
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracakçı Birlikleri (İTKİB) önünde eylem
Düzenleyen: Esenyurt İşçi Platformu ve BDSP
Buluşma yeri: Yenibosna Çobançeşme durağının yanındaki OPET
Buluşma saati: 13.30
27-28 Haziran günü gerçekleşecek olan ve yüzbinlerce üniversite mezunu
genci ilgiledirecek KPSS ile ilgili bir basın açıklaması
gerçekleştireceğiz.
Özellikle, bugün sayıları 200 bini aşan öğretmen adaylarının KPSS ile
ilgili sorunlarının ve taleplerinin dile getirileceği basın açıklamasına
desteğinizi bekliyor çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.
Tarih: 24 Haziran 2009 Çarşamba
Saat: 18.00
Yer: Kadıköy İskelesi Önü/İstanbul
EĞİTİM EMEKÇİLERİ DERNEĞİ
Meşrutiyet Cad. 15/10 Kızılay/ANKARA
0 312 417 12 34
0 505 802 25 02
www.egitimemekcileridernegi.org
İNSAN İHALEYLE
ÇALIŞTIRILMAZ
SAĞLIKTA TAŞERON
OLMAZ!
TC. Sağlık Bakanlığı
tarafından çıkarılan 2009/32 sayılı genelge ile devlet
hastanelerinde taşeron şirketler
aracılığı ile çalıştırılan işçilerin özlük hakları ve çalışma koşulları ile
ilgili yapılan düzenlemeye dair yapacağımız basın açıklamasına
katılmanızı bekler çalışmalarınızda başarılar dileriz.
DİSK / DEVRİMCİ SAĞLIK
İŞ
Tarih:
25
Haziran 2009 ( Perşembe)
Saat
:18.00
Yer :
Kadıköy
İskele Meydanı
|
|
|
Kölelik düzenine hayır, hekimliğe evet! |
|
Orijinali için tıklayın
Türk Tabipleri Birliği tarafından; başta “tam gün” ve Kamu
Hastaneler Birliği tasarıları olmak üzere, tıp eğitiminde ve sağlık
alanında yaşama geçirilen olumsuzluklara yönelik olarak düzenlenen
forum bugün Milli Kütüphane Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.
Forumun sabahki bölümü, TTB İkinci Başkanı Prof. Dr. Feride Aksu
Tanık'ın açış konuşmasıyla başladı. YÖK ve Sağlık Bakanlığı
temsilcilerinin konuşmacı olduğu birinci oturuma Sağlık Bakanlığı
temsilci göndermezken, YÖK adına Dr. Cüneyt Hoşcoşkun bir konuşma
yaptı. Forumun sabahki bölümü Tıp Eğitiminde Güncel Sorunlar (tıp
fakültesi sayıları, kontenjan artırımı, rotasyon ve norm kadro)
başlıklı oturumla sona erdi.
Öğle arasında bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Öğleden
sonra "Performans, Tam Gün, Üniversite Hastanelerinin Finansman
Sorunları" ile "Şimdi; Bugünden Yarına Ne Yapmalıyız?" tartışmasının
ardından forum sona erdi. Forumun ardından katılımcılar Milli
Kütüphane'den otobüslerle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne
geçtiler. Buradan yürüyerek Sağlık Bakanlığı'nın önüne giden topluluk,
burada ikinci bir basın açıklaması yaptıktan sonra, Sağlık
Bakanlığı'nın önüne siyah çelenk bıraktı.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
TAM GÜNE DEĞİL TAM KÖLELİK DÜZENİNE HAYIR |
BASIN AÇIKLAMASI
Küresel
sermayenin istekleri doğrultusunda sağlıkta dönüşüm programı adı
altında sağlıkta özelleştirme, piyasalaştırma, ticarileştirme
çabalarına devam eden hükümet kendi deyimi ile Sağlıkta Dönüşüm
Programı’nın son adımları olan “Kamu Hastane Birlikleri Yasası”ndan
sonra “Tam Gün Yasası”nı da meclise sundu.
Sağlıkta Dönüşüm Programı
ile sağlık kurum ve kuruluşlarını işletmeye dönüştüren, özelleştirme
kapılarını aralayan Hükümet tüm tepkilere rağmen sağlığı hak olmaktan
çıkarmaya dönük uygulamalara devam etmektedir. Hükümet küresel
sermayenin istekleri doğrultusunda sağlık ortamını ve sağlık iş gücü
piyasasını yeniden düzenleyerek sağlık çalışanlarının gelir ve iş
güvencesini ortadan kaldırarak sözleşmeli çalışma ve çalışabildiği
kadar gelir (performansa dayalı ücretlendirme) anlayışına dayalı bir
çalışma rejimini dayatmaktadır. Sağlık Bakanlığı 70 milyon
vatandaşımıza nitelikli sağlık hizmeti sunma arayışları yerine küresel
sermayenin sözcülüğüne devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı sağlık
hizmeti üreten bir kurum olmaktan çıkmakta, sağlık piyasasını
denetleyen ve düzenleyen bir yapıya dönüşmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
BDSP'ye yönelik saldırılar protesto edildi |
|
Orijinali için tıklayın
12 Haziran 2009 -
BDSP üyeleri ve Esenyurt İşçi Platformu üyeleri bugün Taksim Tramvay
Durakları’nda 2 gündür kendilerine yönelen saldırıları bir basın
açıklaması yaparak protesto etti.
“Faşizme karşı omuz omuza”, “Sabra Tekstil patronu hesap verecek”,
“Yaşasın devrimci dayanışma”, “Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi
yıldıramaz” sloganlarının sıklılla atıldığı eyleme katılım 100 kişi
olurken, Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu (HSGGP), Eğitim-Sen,
Halkevleri, ESP, Kaldıraç, ve bir çok ilerici kurum da açıklamaya
destek verdi.
Yapılan açıklamada önce patronun ardından polisin silahla işçilere
saldırdığına değinilirken saldırıya maruz kalan 4 işçinin tutuklandığı
ifade edildi.
Açıklamanın ardından HSGGP adına Nuri Günay bir konuşma yaptı.
Günay, son dönemde KESK’e yönelik saldırıların olduğunu ve saldırıların
tüm emekçilere yöneldiğini söyledi. Saldırılara karşı birlikte mücadele
edilmesinin gerekliliğine vurgu yapan Günay sözlerini “Yaşasın devrimci
dayanışma” diyerek bitirdi.
Günay’ın ardından kamu emekçileri adına yapılan konuşmada da
baskılara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
Konuşmaların ardından, eylem sloganlarla sonlandı.
Sendika.Org
|
|
|
TUZLA'DAKİ ÇELİK TEKNE TERSANESİNDEKİ İŞ KAZASINA İLİŞKİN HABERLER AÇIKLAMALAR |
|
0/06/2009
Önlem yok ölüm var!
Tuzla
tersanelerinde yaşanan ölümlü iş kazalarına bir yenisi daha eklendi.
Çelik Tekne Tersanesi’nde önceki gün akşam saatlerinde meydana gelen
patlamada, bir işçi parçalanarak can verdi.
Tuzla
tersanelerinde yaşanan ölümlü iş kazalarına bir yenisi daha eklendi.
Çelik Tekne Tersanesi’nde önceki gün akşam saatlerinde meydana gelen
patlamada, bir işçi parçalanarak can verdi. Tuzla Tersaneler
Bölgesi’nde kamuoyu baskısı ve işçi eylemleri nedeniyle kısmi de olsa
alınan önlemler krizle birlikte rafa kaldırılmış, hükümetin tersaneler
bölgesindeki denetimleri de sona ermişti. Bu nedenle peş peşe ölümler
yaşanırken, son kazayla birlikte Aralık 2008’den bu yana tersanelerde
ölen işçi sayısı 8’e yükseldi.
GAZ SIKIŞMASI NEDEN OLDU
Çelik Tekne Tersanesi’nde önceki gün akşam saatlerinde yapımı devam
eden Vinga isimli kuru yük gemisinin kargo tankı bölümünde gaz
sıkışması sonucu patlama meydana geldi. Patlamanın etkisiyle ambarda
bulunan Alesta Denizcilik taşeron şirketinde çalışan Hüseyin İbir (29)
isimli işçi parçalanarak can verdi. Yine kargo bölümünde bulunan
Süleyman Kırgül isimli işçi ise kendi imkanlarıyla dışarı çıkmayı
başardı. Vücudunun çeşitli yerlerinde yanıklar oluşan ve ağır yaralanan
Kırgül ambulansla Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kargo Tankı bölümünde bulunan İbir ve Kırgül’ün boya yaptıkları
öğrenildi. Gemide çalışan ve hafif yaralanan 6 işçi ise Tuzla ve
Kartal’da buluna değişik hastanelerde tedavi altına alındı. Hafif
yaralanan işçiler taburcu edilirken hayati tehlikesi süren Kırgül’ün
tedavisi ise devam ediyor.
SAATLERCE BEKLENDİ
Patlamanın hemen ardından tersaneye gelen itfaiye gemide çıkan yangını
söndürdü. Gaz sıkışması nedeniyle geminin kargo tank bölümüne giremeyen
itfaiye ekipleri gece geç saate kadar gazın boşalmasını beklemek
zorunda kaldılar. Bu durumu değerlendiren uzmanlar tersane
yetkililerinin patlama öncesi tankta gaz ölçümü yapmadığı
değerlendirmesinde bulundular. Gece geç saatlerde ambara giren polis,
itfaiye ve sağlık ekipleri İbir’in cesedinin parçalarını toplamak için
uzun süre çalıştılar.
İKİ DEFA PATLAMA OLDU
Patlama sırasında geminin dışında bulunan İbir’in mesai arkadaşları,
arka arkaya iki defa patlama olduğunu, ilk patlamadan sonra Süleyman
Kırkgül’ün kendi imkanlarıyla tankerden çıktığını, Hüseyin İbir’in ise
hayatını kaybettiğini anlattılar. İşçiler patlamanın tankta biriken
gazın elektrik kontağı sonucu alev almasıyla meydana gelmiş
olabileceğini belirttiler. Patlamayla ilgili tersane yetkililerinden
bir açıklama gelmezken, güvenlik görevlileri ise gazetecilerin görüntü
almasını engellemeye çalıştı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma ise
devam ediyor.
ÖNLEMLER RAFA KALDIRILDI
Tuzla Tersaneleri’nde peş peşe yaşanan ölümlerin ardından gelen
tepkiler üzerine tersane patronları kısmı de olsa önlem almak zorunda
kalmışlardı. Baskıların ardından harekete geçen hükümet de tersanelerde
denetimlerde bulunmuş bazı tersanelere para cezaları verilirken bazı
tersaneler ise geçici sürelerle kapatılmıştı. Ekonomik kriz
gerekçesiyle 20 bine yakın tersane işçisi işten atılırken, alınan
önlemler ise rafa kaldırıldı. İşten atılanların başında ise iş
güvenliği deneticileri ve yangıncılar yer aldı. Hükümet ise aynı
dönemde tersanelerde başlattığı denetimlere son verdi. Son kazayla
birlikte Aralık 2008’den bu yana Tuzla tersanelerinde 8 işçi hayatını
kaybetmiş oldu.
BAKANLIK SERTİFİKA İSTİYOR AMA…
Çalışma Bakanlığı geçtiğimiz hafta yayınladığı genelgeyle tersanelerin
de içinde olduğu ağır sanayi iş kollarında sertifikalı işçi çalıştırma
zorunluluğu getirmişti. Yaşanan bu patlama ise iş güvenliği
önlemlerinin yeteri kadar alınmadığı koşullarda sertifikanın da işe
yaramayacağını ortaya koydu. (İstanbul/EVRENSEL)
AİLESİ SORUMLULARIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAK
Hüseyin İbir’in eniştesi Mustafa Kemal Pire, tersane ve taşeron firma
yetkililerine tepki gösterdi. Kendisinin de terane işçisi olduğunu
belirten Pire, kazanın hemen ardından tersaneye gittiğini ancak
kimseden bilgi alamadıklarını söyledi. Adli Tıp Kurumu önünde
görüştüğümüz Pire, aradan saatler geçmesine rağmen hiçbir yetkilinin
açıklama yapmamasının kardeşine verilen değeri gösterdiğini dile
getirdi. İbir’in arkadaşlarının anlattıklarına göre, kazadan tamamen
tersanenin sorumlu olduğunun orta çıktığını belirten Pire, kendi
çalıştığı tersanede olsa bu kazanın olmayacağını, gerekli denetimlerin
yapıldığını ifade etti. “Kablolar yırtıkmış, denetim yapılmamış, gaz
ölçümü yapılmamış” diyen Pire, insan hayatının bu kadar ucuz olmasını
kabul edemediklerini dile getirdi. İbir’in 6 gün önce Çelik Tekne’de
işe başladığını 2.5 yıldır tersanelerde çalıştığını belirten Pire, aile
olarak sorumluların cezalandırılması için ne gerekiyorsa yapacaklarını
dile getirdi.
TYS ÇELENK BIRAKACAK
Yaşanan ölümü protesto eden Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) üyeleri de
bugün saat 12.30’da Çelik Tersanesi önünde olacaklar. Cinayetleri
protesto etmek için tersane önüne siyah çelenk bırakacak olan TYS, şu
çağrıda bulundu: “Ülkemizdeki bütün sendikaları, meslek örgütlerini,
siyasi partileri, basını, sivil toplum kuruluşlarını; emek ve yaşama
hakkına saygılı ve buna gereksinmesi olan herkesi Tuzla tersanelerinin
önünde olmaya; ölümler durduruluncaya kadar yapılacak eylemleri bu
eylemle başlatmaya çağırıyoruz.” Yazarlar tersaneye gitmek için bugün
saat 11.00’de Haydarpaşa Garı önünde toplanacaklar.
GİSBİR SORUMLU
Baret gazetesi tarafından yapılan açıklamada yaşanan olayın
sorumlusunun GİSBİR ve hükümet olduğu belirtildi. “Gemide gaz ölçümü
yapılmış olsaydı bu kaza olmayacaktı” denilen açıklamada, “Krizi bahane
ederek iş güvenliği deneticilerini işten atanlar, buraları denetlemeyen
yetkililer bu kazanın sorumlularıdır” denildi. Kriz bahanesiyle
binlerce tersane işçisinin açlıkla baş baya bırakıldığı, çalışan
işçilerin ise köle gibi çalıştırıldığının belirtildiği açıklamada, “Hiç
değilse bu kez görevinizi yapın, kazanın sorumlularını cezalandırın”
denildi. Bu uygulamalara karşı tersane işçilerinin mücadeleye
çağrıldığı açıklamada, “Kazada hayatını kaybeden Hüseyin İbir
arkadaşımızın ailesi ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz” denildi.
DEĞERLİ KAMUOYUNA DUYRULUR!
ÇELİK TEKNE TERSANESİ’nde
meydana gelen muhtemelen gaz sıkışmasına bağlı iş kazasında ne yazık ki
Hüseyin İBİR isimli bir emekçi kardeşimiz hayatını kaybetmiş iki emekçi
ise yaralı olarak kurtulmuştur. Hayatını kaybeden kardeşimize Tanrı’dan
rahmet yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı, yaralı kurtulan
kardeşlerimizin ise bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz.
Ne
yazık ki bu elim kazanın henüz nedenleri bile belli olmadan gene
mühendisler tutuklanmış ve daha önce olduğu gibi kamuoyu nezdinde sanki
tersanelerde meydana gelen iş kazaları ve ölümlerin sorumlularının
mühendisler olduğu imajı yaratılmıştır. Unutulmamalıdır ki henüz
kazanın oluş biçimi açıklığa kavuşturulmamış ve teknik bilirkişi raporu
yayınlanmamıştır. O halde söz konusu kazaların eğer varsa sorumluları da belli değildir.
Hal
böyle iken toplum içinde saygın konumları olan, ikamet ve işyerleri
belli kaçma ve delilleri karartma ihtimalleri de olmayan kişilerin
tutuklu olarak yargılanması, mevcut yasalardaki takdir haklarının
uygulayıcılar tarafından yanlış uygulandığını göstermektedir. Bu
uygulama, vicdanları da yaralamaktadır.
Bugüne
kadar gemi yapım, bakım-onarım iş kolunda mühendislik mesleğine ilişkin
görev, yetkili ve sorumluları sarih bir şekilde açıklayan ve
tanımlayan; gemi mühendislerinin yetki ve sorumluluklarını bütünlük
içinde ele alan bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Buna rağmen Gemi
Mühendisleri kendi sektörlerindeki iş kazalarını önlemeye yönelik somut
çalışmalar yapan bu konuda belgeler üreten, bürokrasiye ve yönetim
erkine bu alanda en geniş katkıyı koyan ve bu çalışmalarını sadece kamu
yararı gözeterek yapan meslek gurubudur. Bu çalışmalarımızın sadece
ilgili yerlerde büyük kabul
görüyor olması, ne kurumumuz ne de üyelerimiz tarafından asla
kamuoyunda puan toplamaya yönelik olarak kullanılmaması bu kanayan
yaraya verdiğimiz önemi göstermek bakımından önemli ve anlamlıdır.
Bütün bu gerçekler ortadayken gerçekte bu kazaların mağduru durumundaki
Gemi Mühendislerinin sadece eğitimleri ve görevleri gereği işveren
temsilcisi durumunda bulunmalarından yola çıkarak her olayda
“potansiyel suçlu” muamelesine tabi tutulmaları artık kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.
Kamuoyumuz
bilmelidir ki son yıllarda sektörümüzde meydana gelen kazalar iş
emniyeti alanındaki eksikliklerimizin giderilmesi yolunda birçok önemli
çalışmaya sebep olmuş, başta Çalışma Bakanlığımız olmak üzere birçok
resmi makam bu alanda önemli çalışmalar yapmış, yapmaktadırlar. TMMOB Gemi Mühendisleri
Odası kamusal sorumluluğunun bilinci ile bu çalışmaların tümüne katkı
koymakta ve çalışmaktadır. Toplumumuzdan ve kamu yönetimimizden
beklentimiz bu alanda yaptıklarımızın takdir edilmesi iken her olay
sonrası arkadaşlarımızın suçlulukları kanıtlanmaksızın tutuklanmaları
bu alandaki şevkimizi kırmakta ve bizi üzmektedir.
Mühendislerin
tersanelerde mevcut iş süreçlerindeki rolü ile suçlanmaya ve
tutuklanmaya muhatap olabilmesi için, işveren vekilliği görevlerini,
işverenin sahip olduğu güç ve yetkilerle ve yasa güvencesi altında
yerine getirebiliyor olması gerekir. Oysa durum bunun tam tersidir;
mühendisler, bu sorumlulukların gereği olan yetkilere sahip olmadıkları
gibi, bunu talep edebilecek iş güvencesinden de mahrumdurlar.
Mühendisler ve gemi mühendisleri, tersanelerde yaşanan iş kazalarının sorumlusu değil; olsa olsa mağdurudurlar.
Mühendislerin, '' günah keçisi '' haline getirilmesine yol açan bu yaklaşımları kabul
etmiyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili gerekli önlemleri
almayan gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması ve bu konuda her
türlü eylem ve işlemin yapılması için tüm görevli ve yetkili kişileri
göreve çağırıyoruz.
TMMOB Gemi Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
Sorumlular Tutuklanıp 'Adam Öldürmekten' Yargılansın
Tersane işçilerinin ölümlere sessiz kalmamaları, tepkilerini
göstermeleri ve sendikaları Limter-İş'de örgütlenmeli çağrısı yapıldı.
Çelik
Tekne tersanesinde 8 Haziran akşamı yaşanan iş cinayetini protesto
etmek için bügün(10 Haziran) sabah tersane önünde sendikamız
DİSK/Limter-İş olarak bir basın açıklaması gerçekleştirdik.
Sabah
saat 07.45’de Çelik Tekne Tersanesi önünde toplanan kitle yapılacak
basın açıklamasında iş cinayetlerine tepkilerini ortaya koymak için bir
araya geldiler. “Sertifika Değil, İş Güvenliği ve İş Güvencesi
İstiyoruz” yazılı Limter-İş Sendikası imzalı Pankart açılan eylemde
tersanelerde iş cinayetlerine kurban giden işçilerin fotoğraflarının
olduğu dövizler taşındı. Eczacıbaşı E-Kart işçileri Türk-İş/Basın-İş
grev önlükleriyle eyleme katıldılar. Gerçekleştirilen açıklamada
Limter-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Hakkı Demiral konuya ilişkin
açıklamada bulunarak eylem başladı. Genel Sekreter Kanber Saygılı ise
tersane patronları ve taşeronların iş cinayetlerinden dolayı suçlu
olduklarını, önceki Çalışma Bakanı ve yeni göreve başlayan Çalışma
Bakanının aynı mantıkla soruna baktıklarını, sorunu işçilerin
eğitimsizliğine bağladıklarını ve de bunun onlara cesaret verdiğini
vurguladı. Hiçbir tersane patronu ve taşeronun yargılanmadığını asıl
olarak iş cinayetlerinden sorumlu tutularak taammüden adam öldürmekten
yargılanmaları gerektiğinin altını çizdi.
Tersane
işçilerinin ölümlere sessiz kalmamaları, tepkilerini göstermeleri ve
sendikaları Limter-İş’de örgütlenmeli çağrısı yapıldı.
Yapılan eyleme; DİSK/Emekli-Sen,
Türk-İş/Basın-İş E-kart işçileri, ESP, UİDDER, SODAP, Tekstil-Sen
destek verdi. Konuya ilişkin basın metnini sendikamız Genel Başkanı Cem
Dinç okudu.
Basın metni aşağıda olduğu gibidir:
‘SERTİFİKA’ DEĞİL
İşçi Sağlığı, İş Güvenliği ve İş Güvencesi İstiyoruz.
Neredeyse
her ay bir ve birden fazla işçinin iş cinayetine kurban gittiği
tersanelerde iki gün önce bir yenisi daha eklendi. Hem de üretimin
yarıdan fazla düştüğü, yer darlığının olmadığı ve iddialarına göre 17
bin işçiyi eğitimden geçirdikleri koşullarda. 8 Haziran tarihinde Çelik
Tekne tersanesinde Alesta Denizcilik’te geminin Balans tankının
boyanması sırasında patlama sonucu Hüseyin İBİR iş cinayetine kurban
gitti. Süleyman KIRGÜL ağır yaralandı ve Kartal Eğitim ve Araştırma
Hastanesi yoğun bakımında ölümle cebelleşiyor. Sait AHMET ise patlama
sırasında şok geçirerek hastaneye kaldırıldı.
2008
yılında yaşam hakkı için yaptığımız grev ve kamuoyunun duyarlılığı
karşısında kısmi tadbir almak zorunda kalan tersane patronlarının
imdadına kriz yetişti. İşçilerin örgütsüzlüğünden faydalanarak
ücretlerimizi yarı yarıya düşürüp, bütün haklarımızın üstüne yatarak,
krizi tam bir fırsata çeviren tersane patronları ilk elden dişe diş
mücadeleyle kazandığımız İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği hakkımıza
saldırdılar. Onlarca iş güvenlikçisi arkadaşımızı işten attılar. İşten
atılmayanları ise işten atma tehdidiyle görevlerini yapamaz hale
getirdiler.
2009
yılının altıncı ayındayız. Altı ayda yedinci iş cinayeti. Yine gaz
sıkışması, yine patlama yine feci şekilde yanarak can verme. Ardında
feryat edip ağıt yakan bir aile.
Yasaları gale almayan, çalışma bakanlığının çıkardığı yönetmelikleri ve tebliğleri takmayan tersane patronlarına hükümet
arka çıktığı, adli merciler gereken cezai müeydeyi uygulamadığı
müddetçe gözünü kar hırsı bürümüş tersane patronları ve taşeronlar
işçileri göz göre göre ölüme göndermeye devam edeceklerdir.
Tek Başına Sertifika Yetmez
Nasıl
ki eski Çalışma Bakanı Faruk Çelik, iş kazalarının nedenlerini esas
olarak işçilerin eğitimsizliğine bağlayarak iş cinayetlerinin devam
etmesine vesile olduysa, çıkarmış olduğu tebliğle çözümü sertifikada
gören çiçeği burnunda yeni Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’ de bu anlayışla
işçilerin derdine dermen olamaz. Olsa olsa kendisinden önceki Çalışma
Bakanı gibi tersane patronlarının ve işçi simsarı taşeronların elini
güçlendirir.
Kaldı
ki daha şimdiden Çalışma Bakanlığı’nın tersanelerde sertifikalı işçi
çalıştırma zorunluluğu talimatının hemen ardından meydana gelen bu
patlama, İş Güvenliği tedbirlerinin yeteri kadar alınmadığı koşullarda
sertifikanın tek başına da işe yaramayacağını göstermiştir.
2009
yılının 6 ayında tersanelerde 7 işçi arkadaşımızın ölümü, tersanelerde
iş cinayetlerinin üretim yoğunluğundan değil işçi sağlığı, İş Güvenliği
ve işçilerin yaşam haklarının yasaların değil tersane patronlarının ve
taşeronların inisiyatifine bırakılmasından kaynaklandığı bugün daha
açık görülmektedir. 2008' yılının Aralık ayından
itibaren çalışan işçi sayısı yarı yarıya düşmesine ve alan darlığı
olmamasına rağmen, iş cinayetleri üretimin yoğun olduğu dönemleri
aratmıyor.
Krizin
ardına sığınarak binlerce işçi arkadaşımızı sokağa atıp suç işleyen
tersane patronları, işçi simsarı taşeronlar ve hükümet iş cinayetlerine
sessiz kalacağımızı sanıyorlarsa fena halde yanıldıklarını
anlayacaklardır. Tersane işçileri, sendikalarıyla birlikte gerekli
cevabı mutlaka vereceklerdir.
Yıllardır
tekrarladığımız gerçeği bir kere daha tekrarlıyoruz: Sertifika gibi
pansumani tedbirlerle tersanenin kanayan yarasına çözüm olamazsınız.
Sorunun asıl taraflardan olan sendikamız DİSK/Limter-İş’in masaya
koyduğu talepler uygulamaya konulmadan tersanelerdeki yaşam hakkı
sorunu çözülmeyecek aksine artarak devam edecektir.
Dolaysıyla
yaşam hakkını en kutsal hak olarak gören sendikamız, yetkililerden
aşağıdaki taleplerini acilen yerine getirilmesini istiyor:
1-İş
cinayetlerine kurban giden arkadaşlarımızın % 99’u taşeronda
çalıştıkları sır değilken ve de yaslara aykırıyken neden hala
taşeronluk kaldırılmıyor?
Taşeronluk sistemi işçiye zararlıdır ve kaldırılmalıdır.
2-Tersanelerde
tam yetkiyle donatılmış, Tersaneleri İzleme ve İnceleme Komisyonu
(Limter-İş, TMMOB, TTB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, BARO ve
GİSBİR) kurulsun ve acilen göreve başlasın!
3- Sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılsın.
4-İş
cinayetlerinden birinci derecede sorumlu tersane patronu ve taşeronlar
tutuklansın, “taammüden adam öldürmekten” cezalandırılsın!
AKP Hükümeti, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nı uyarıyoruz:
“Sertifika Değil, İşçi Sağlığı İş Güvenliği ve İş Güvencesi İstiyoruz”
Sendikalaşmanın önündeki anti demokratik yasaların kaldırılmasını istiyoruz.
—İŞTEN ÇIKARMALAR DURDURULSUN!
—İŞ EMNİYETİ SAĞLANSIN!
—İŞ SAĞLIĞI, İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞ GÜVENCESİ SAĞLANSIN!
—TAŞERONLUK SİSTEMİ KALDIRILSIN!
Süleyman Kırgül’de Öldü
İş cinayetine 125.Kurban
Çelik
Tekne Tersanesi’nde 8 Haziran 2009 akşam meydana gelen patlamada ağır
yaralanarak Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakımda
bulunan Süleyman Kırgül’de bugün yaşamını yitirdi. İş cinayetine kurban
giden işçi sayısı 125 oldu.
Ailesine baş sağlığı diliyor acılarını paylaşıyoruz.
Süleyman
arkadaşımızın cenazesi bugün Ordu mahallesi Çamçeşme mevki Çınardibi
camii’nde kılınacak ikindi namazından sonra toprağa verilecektir.
Mühendisler Günah Keçisi Değildir,Asıl Sorumlular tutuklansın!
GİSAN
tersanesinde yaşanan Filika kazasının ardından mühendis arkadaşlarımızı
tutuklayarak 'Günah Keçisi' durumuna düşürenler şimdi de Çelik Tekne
tersanesinde yaşanan iş cinayetinin ardından aynı anlayışla hareket
edenler mühendislerden Atilla Mehmet Beşe ve Hayati Kolcu
arkadaşlarımızı tutuklamışlardır.
Tersanelerde
125 arkadaşımız iş cinayetine kurban gitmesine rağmen sendikamızın
yıllardır talep ettiği arkadaşlarımızın ölümünden gerçek sorumlular
tutuklanıp taammüden adam öldürmekten ceza alsın talebimiz karşısında
yetkililer hep üç maymunu oynamışlardır. Öte yandan arda arda gelen
ölümler sonucunda sendikamızın ve kamuoyunun baskısı karşısında
harekete geçmek zorunda kalan yetkililer gerçek sorumlular yerine
mühendis arkadaşlarımızı tutuklayarak sorumluluktan kurtulma yolunu
seçmişlerdir.
GİSAN
tersanesinde yaşanan Filika kazasının ardından mühendis arkadaşlarımızı
tutuklayarak ‘Günah Keçisi’ durumuna düşürenler şimdi de Çelik Tekne
tersanesinde yaşanan iş cinayetinin ardından aynı anlayışla hareket
edenler mühendislerden Atilla Mehmet Beşe ve Hayati Kolcu
arkadaşlarımızı tutuklamışlardır.
Gemi Mühendisleri Odamızın “mühendislerin
tersanelerde iş süreçlerindeki rolü ile suçlanmaya ve tutuklanmaya
muhatap olabilmesi için, işveren vekilliği görevlerini işverenin sahip
olduğu güç ve yetkilerle ve yasa güvencesi altında yerine getirebiliyor
olması gerekir. Oysa durum bunun tam tersidir; mühendisler, bu
sorumlulukların gereği olan yetkilere sahip olmadıkları gibi, bunu
talep edebilecek iş güvencesinden de mahrumdurlar. Mühendisler ve gemi
mühendisleri tersanelerde yaşanan iş kazalarının sorumlusu değildir
olsa olsa mağdurudurlar.
İşçi
sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri ile ilgili almayan gerçek
sorumluların yargı önüne çıkarılması ve bu konuda her türlü eylem ve
işlemin yapılması için tüm görevli ve yetkilileri göreve çağırıyoruz.”iddia ve taleplerine katılıyor mühendis arkadaşlarımızın derhal bırakılmasını istiyoruz.
6 Ayda 7 Tersane İşçisi Öldü
LİMTER-İŞ
listesine göre, bu yıl Tuzla, Kocaeli, Gölcük ve Aliağa'da yedi işçi
tersanelerde öldü. Sendika "Bakanlığın 'sertifikalı işçi şartı'
sorunları çözmüyor" diyor.
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
İstanbul - BİA Haber Merkezi
09 Haziran 2009, Salı
Liman
Tersane Gemi Yapım ve Onarım İşçileri Sendikası'nın (LİMTER-İŞ)
derlediği listeye göre, bu yılın ilk altı ayında yedi tersane işçisi
öldü. Sendika, 1992'den beri tutabildiği listeye göre, şimdiye kadar
Türkiye'de tersanelerde ölen işçilerin sayısının 124 olduğunu
bildiriyor.
Bunlar "en az sayıdaki" ölümler. Zira sendika, basına yansımayan,
bilinmeyen, geç öğrenilen ölümlerin olduğunu defalarca dile getirmişti.
Tuzla'daki Çelik Tekne Tersanesi'nde, boyacı Hüseyin İbir, dün (8 Haziran) akşam gaz patlaması sonucu hayatını kaybetti.
Sendika, bu ölümlerin, Çalışma Bakanlığı'nın tersanelerde
sertifikalı işçi çalıştırma zorunlululuğu getirmesinin çözüm olmadığını
gösterdiğini söylüyor; gerçek bir iş güvenliği ve iş güvencesi istiyor.
Bu yıl tersanelerde gerçekleşen işçi ölümleri şöyle:
8 Haziran: Boyacı Hüseyin İbir
(29) Tuzla'daki Çelik Tekne Tersanesi'nde, üretim halindeki geminin
balans tankında yapılan boya Boya işleminin ardından biriken gazın
patlaması sonucu öldü.
10 Nisan: Kaynakçı Aydın Can (39) Kocaeli'ndeki Marmara Tersanesi'nde, yüksekten düşme sonucu öldü.
10 Mart: Mustafa Sıva (23) Aliağa'da Malta bandıralı gemide çalışırken zehirlenerek öldü.
5 Mart: Montajcı Şinasi Öztürk, Gölcük Türker Tersanesi'nde üzerine 1,5 ton ağırlığındaki sacın düşmesi sonucu öldü.
18 Şubat: Elta Denizcilik çalışanı Cemil Akgül (29) elektrik çarpması sonucu öldü
8 Şubat: Tuzla'da Dentaş taşeron şirketinde çalışan Selim Sevgili (30) üzerine ambar kapağı düşmesi sonucu hayatını kaybetti.
Geçen yıl gerçekleşen tersane ölümleri şöyle.
13 Aralık 2008: Tuzla'daki Anadolu Deniz İnşa Kızakları (ADİK) Tersanesi'nde gemide çalışan Erdal İnceyol, patlama sonucu öldü.
19 Aralık 2008: Tuzla'daki Anadolu Deniz İnşa Kızakları (ADİK) Tersanesi'ndeki patlamada yaralanan Hızır Akbulut, kazadan bir gün sonra yaşamını yitirdi.
20 Aralık 2008: Gölcük'te 31 yaşındaki Aydın Kaplan, tersanede yüksekten düştükten ve 20 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybetti.
12 Eylül 2008: Yalova'nın Altınova ilçesine bağlı Herkes köyünde bulunan Kurban tersanesinde çalışan 16 yaşındaki işçi Muharrem Ceylan elektrik akımına kapılarak öldü.
28 Ağustos 2008: Kocaeli'nin Körfez ilçesinde bulunan Marmara tersanesinde güverteden düşen tersane işçisi İsmail Kırlangıç hayatını kaybetti.
11 Ağustos 2008: Gisan tersanesinde yaşanan filika kazasında Emrah Varol, Ramazan Aygün ve Ramazan Çetinkaya hayatını kaybetti.
29 Temmuz 2008: Tuzla'da GEMSAN tersanesindeki
Atlas Gemi taşeron firmasında çalışan İbrahim Çelik, kompresör
dairesinde bakım yaparken patlama meydana geldi. Başına cisim çarpan
Çelik ağır yaralandı; hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti.
3 Temmuz 2008: Kemal Turan. 47 yaşındaki montajcı Turan, GİSAŞ tersanesinde ambar kapaklarından düşerek öldü.
8 Haziran 2008: İhsan Turan. 35 yaşındaki Turan geminin ambar kapağının üzerine düşmesi sonucu yaşamını yitirdi.
17 Mayıs 2008: Murat Çalışkan. 31 yaşındaki Kahramanmaraş'lı Çalışkan geminin güvertesinden ambara düşerek hayatını kaybetti.
17 Mayıs 2008: Deniz Kaşıkeman. Sac montajı yaparken, 2.5 ton ağırlığında olduğu tahmin edilen sac kütlesinin, üzerine düşmesi sonucu ezildi. 26 yaşındaydı.
8 Mayıs 2008: İzzet Gider. Makine dairesinde gaz sıkışması sonucu meydana gelen patlamada hayatlarını yitirdiler.
21 Nisan 2008: Hakan Oğuz. Yalova'da Yaşar San tersanesinde kafa üstü düşerek ağır hayatını kaybeden Diyarbakırlı Oğuz 18 yaşındaydı.
30 Mart 2008: Ali İhsan Çam. Boyacı olarak çalıştığı Sedef Tersanesi'nde yüksekten düşme sonucu öldü. 31 yaşındaydı.
27 Mart 2008: Yüksel Özdemir. Tuzla Gemi Tersanesi'nde raspacı olarak çalışırken 13 Mart'ta yüksekten düştü ve ağır yaralandı. 45 yaşındaydı.
17 Şubat 2008: Hasan Köse. Selahattin Arslan Tersanesi'nde oksijen tüpü patlamasıyla vücudunun yüzde 80'i yandı. 24 yaşındaydı.
16 Şubat 2008: Mikail Kavak. DESAN tersanesinde Gemkur taşeron işletmesinde kaynakçı olarak çalışıyordu. Elektrik çarpması sonucu öldü. 26 yaşındaydı.
12 Şubat 2008: Osman Göç. GEMTİŞ tersanesinde
kaynakçı olarak çalışırken kaynak dumanından zehirlendi. Mesai
saatinden sonra akşam evine giden Göç fenalaşarak hastaneye götürüldü.
Göç'ü doktorlar bir şeyin yok diye evine gönderdi; ancak gece yarısı
fenalaşarak acilen hastaneye götürülen Göç, duman zehirlenmesine bağlı
olarak kalp durması sonucu hayatını kaybetti. 26 yaşındaydı.
12 Şubat 2008: Cevat Toy. Dearsan Tersanesi'nde tav işçisi olarak çalışıyordu. İskeleden düşme sonucu öldü. 41 yaşındaydı.
5 Şubat 2008: Metin Turan. Şahin Çelik Tersanesi'nde raspacı olarak çalışıyordu. İskeleden denize düşerek öldü. 19 yaşındaydı.
14 Ocak 2008: Onur Bayoğlu. Elektrikçi olarak çalıştığı Sedef Tersanesi'nde ambara düşerek öldü. 19 yaşındaydı. (TK)
Mühendis ve yazarlardan tersane cinayetlerine tepki
Gemi Mühendisleri Odası, kazalardan mühendislerin sorumlu
tutulmasına tepki gösterirken, Türkiye Yazarlar Sendikası da
gerçekleştirdiği yürüyüşle işçi ölümlerini protesto etti.
soL (HABER MERKEZİ) TMMOB’a
bağlı Gemi Mühendisleri Odası (GMO), Çelik Tekne Tersanesi’nde bir
kişinin ölümü iki kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan patlamadan
mühendislerin sorumlu tutularak tutuklanmalarına tepki gösterdi.
Odadan
yapılan açıklamada henüz teknik bilirkişi raporu yayınlanmadan
mühendislerin kaadan sorumlu gibi gösterilmesinin “kabul edilemez”
olduğu belirtildi.
Bugüne kadar gemi yapım-onarım iş kolunda
mühendislik mesleğine ilişkin görevli, yetkili ve sorumluların
açıklanıp tanımlandığı, gemi mühendislerinin de yetki ve
sorumluluklarını bütünlük içinde ele alan yasal bir düzenleme
yapılmadığı belirtilen açıklamada, Gemi Mühendislerinin kendi
sektörlerindeki iş kazalarını önlemeye yönelik somut çalışmalar yaptığı
ve bu konuda ürettiği belgelerle bürokrasiye geniş katkıda bulunduğu
aktarıldı.
Tersanedeki patlamada ölen işçi İbir’in ailesine
başsağlığı dilenen açıklamada, “Mühendisler ve gemi mühendisleri,
tersanelerde yaşanan iş kazalarının sorumlusu değil, olsa olsa
mağdurlarıdır. Mühendislerin, ‘günah keçisi ’ haline getirilmesine yol
açan yaklaşımları kabul etmiyoruz. İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili
gerekli önlemleri almayan gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması
ve bu konuda her türlü eylem ve işlemin yapılması için tüm görevli ve
yetkili kişileri göreve çağırıyoruz” denildi.
Yazarlardan eylem
Türkiye
Yazarlar Sendikası (TYS), ölümle sonuçlanan patlamanın gerçekleştiği
tersanenin önüne bir yürüyüş gerçekleştirdi, tersane girişine siyah
çelenk bırakarak ölümleri protesto etti. Burada bir konuşma yapan TYS
Genel Sekreteri Tevfik Taş, “Tersanelerde en ucuz şey işçidir. Kazanın
nedeni havalandırmanın olmamasıdır. Havalandırmayı yapmıyorlar, çünkü
işçi çok ucuz. Bu ölümleri, işçi ölümlerini protesto ediyoruz. Kriz
nedeniyle tersanelerden 20 bin işçi çıkarılmıştır. Az işçiyle çok iş
yaptırmaya çalışıyorlar” dedi.
|
|
|
TÜRK - İŞ İSTANBUL SENDİKA ŞUBELERİ PLATFORMUNDAN BASIN AÇIKLAMASI |
|
315.000 Kamu
işçisini ilgilendiren Kamu Toplu İş Sözleşmeleri 6 ay önce başlamış, bazı
Sözleşmelerde anlaşma sağlanamadığı için grev kararları alınmış, bazı
sözleşmelerde anlaşma sağlandığı halde, ücret zammında anlaşma sağlanamadığı
için imzalanamamaktadır.
Bilindiği gibi
ücret ve sosyal haklarla ilgili müzakereler Konfederasyonumuz Türk-İş ve Hükümet
arasında yürütülmektedir. Hükümete aylar öncesinde ücretle ilgili tekliflerimiz
sunulmuş, yerel seçim, kabine değişikliği gibi pek çok gerekçelerle işçilerin
Toplu İş Sözleşmeleri gündeme alınmamıştır.
Hükümetin
Türk-İş’in teklifine karşılık verdiği ücret teklifi geçen hafta yetkililerce
açıklanmıştır. Vergi, sigorta kesintileri, zamlar ve hayat pahalılığı
karşısında gün geçtikçe eriyen ücretlere rağmen açıklanan bu zam teklifi işçilerle
alay etmektir. Bu zam teklifi kabul edilemez.
Diğer yandan yıllarca
sendikalı olan ve toplu sözleşme imzalayan pek çok işyerinde başka sendikalar
işkolu itirazlarında bulunmakta yıllarca süren mahkemeler nedeniyle işçiler
mağdur edilmektedir. Bazı işyerlerinde ise işçilere sendika değiştirme
baskıları yapılmaktadır. Bu akıl almaz
itiraz ve baskılar nedeniyle yaklaşık 60.000 Kamu işçisi mağdur edilmiştir.
Kıdem tazminatı
gaspı her fırsatta ısıtılıp ısıtılıp işçilerin gündemine getirtilmektedir. Tüm
bunlar Krizin faturasının işçilere ödetilmesi çabasıdır. “Kriz varsa çarede
var, eve kapanma pazara çık” kampanyasına karşı, bizler krizin bedelini
ödememek için pazara değil, sokağa mücadeleye çıkmak gerektiğine inanıyoruz.
Tüm bu
taleplerimizi ve isteklerimizi kamuoyuyla paylaşmak için basın açıklaması
yapılacaktır.
Tüm duyarlı Basına
ve Kamuoyuna duyurulur.
TÜRK-İŞ
İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMU
Basın Açıklaması Bilgileri:
Tarih : 12.06.2009 (Cuma)
Buluşma yeri: Taksim AKM Önü
18.30
Basın Açıklaması Yeri : Türk-İş 1. Bölge Temsilciliği Önü Saat:
19.30
|
|
|
Grevdeki İşçilerler Dayanışma |
Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu yarın ( 6 Haziran Cumartesi)
grevdeki işçilerle dayanışma ziyaretleri yapacaktır.Saat 10.30 da
ATV-Sabah işçileri Barbaros Bulvarı üstündeki ATV binasında ziyaret
edilecek ,daha sonra özel otobüsle E-Kart işçileri ziyaretine
gidilecektir.
|
|
|
KESK İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMUNDAN ÇAĞRI |
|
|